http://www.ustunzekalilar.org adresinden alıntıdır

http://www.ustunzekalilar.org


Üstün Yetenekli Çocukların Eğitimi ve Satranç





ÖZET

Bu çalışma, üstün yetenekli çocukların eğitimi ile satrancı ilişkilendirme çabasıdır. Uygarlık tarihi ve satranç ilişkilendirmesi ile temellendirilen bu durum, günümüzde bizatihi üstün yetenekli çocukların eğitiminde sistemli olarak işlevsel hale getirilebileceği düşünülmektedir. Satrancın bireye kazandırdığı pozitif katkılar onun bir bütün olarak ‘yeteneğini’ daha fonksiyonel hale getirmektedir. Satranç, yalnız başına bir etkinlik ve yarışmadır fakat onun olumlu etkisi, birey hangi mesleği icra ediyorsa onu daha etkili kılma yönündedir. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Bütün toplumlarda belirli oranlarda görülen bu potansiyelin, yani kıt ve stratejik kaynağın önemi giderek artmaktadır. Küreselleşen dünyamızda kim bu potansiyeli daha iyi değerlendirir ve ülkesini bu potansiyel için ‘çekici’ hale getirirse geleceği kurgulamada ve güç olmada öne çıkacaktır. işte bu çalışmada satranç eğitiminin üstün potansiyeli eğitmede nasıl işlevsel olduğu ve olacağı tartışılmaktadır.

1. UYGARLIK TARİHİ VE SATRANÇ

Zamanımızdan dört bin yıl önce yaşamış Mısır Kraliçesi Nefertiti’nin piramidi üzerinde bulunan kabartma, konumuzla ilgili en eski belgedir. Ancak o devirde satrancın adının ne olduğu hakkında net bir bilgiye sahip değiliz.Yine aynı yıllarda Troya kuşatması esnasında yaşamış Palamadesin satrancı bulduğu ve meşhur tahta at fikrini uygulattığı bazı tarihçiler tarafından savunulmaktadır. Yine Troya’da bulunan ve yurt dışında bazı müzelerde sergilenen satranç taşları, o dönemde satrancın insan hayatında önemli bir yer tuttuğunun göstergesidir. Yazının bulunduğu çağda Mezopotamya da da satranç ile ilgili bulgulara rastlanması dikkate değer diğer bir husustur.

Askeri açıdan bakılacak olursa satrancın yaşanmış savaşların çoğunda stratejik ve taktiksel açıdan etki ettiği bilinen bir gerçektir ve başlı başına incelenmesi gereken bir konu durumundadır. Satranç taşlarının aldığı şekiller ve isimler, çağlar içinde siyasetin etkisi ile önemli değişikliklere uğrarken, uygulamada oyunun genel yapısı içindeki değişikler ise son derece sınırlı olmuştur.Tüm çağlar boyunca Türkler arasında satranç yaygın bir uğraş olmuştur. 10. yüzyılda yaşamış Assuli, o dönemin en güçlü satranç oyuncusu olarak kabul edilmektedir. İslamiyetin yayılışı esnasında hemen tüm halifelerin satranç oynaması tesadüf değildir. Tarık Bin Ziyad ve Harun Reşit aynı zamanda ünlü birer satranç oyuncusu idiler. Harun Reşit’in 9.yüzyıl sonlarında Fransa Kralı II. Charlemagne’a hediye ettiği satranç takımı ile satrancın o tarihte Avrupa’ya geçtiği kabul edilmektedir.

Matbaanın bulunuşu ile yazılan ilk satranç kitabı Caxton’ın “Satranç ve Oynanışı“ adlı eseridir. 1769 yılında Macar Mühendis Baron Von Kempelen ilk satranç makinesini icad etmiş, adını “TÜRK” koymuş ve o makine ile Napolyon Bonapart da satranç oynamıştır.Uygarlık tarihi ile isimlerini ilişkilendirebileceğimiz bazı ünlülerin aynı zamanda iyi bir satranç oyuncusu olduğu bilinmektedir. Bu alanda şu isimleri saymak mümkündür: Nefertiti, Arşimed, Aristotales, Seneca, Didereot, Tarık Bin Ziyad, Harun Reşit, Timurlenk, Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim, fiah ismail, IV. Murat, Kristoph Kolomp, Voltaire, J. J. Russo, Napolyon Bonapart, Newton, Edison, Benjamin Franklin, Albert Einstein, Rembrant, Leonardo de Vinci, Salvodor Dali, Charlie Chaplin, D. Moivre, Karl Marks, Mustafa Kemal Atatürk, Stanley Kublick, George G. Scott, Sergei Prokofiev, David Ois Trakh. isimlerden de anlaşılacağı gibi tarihe adını yazdırmış büyük devlet adamları, ünlü komutanlar ve sanatçıların önemli bir çoğunluğu satrançla bir şekilde ilgili olmuşlardır. Bu da satrancın üstün yetenekle ilişkilendirilmesi gerektiğini ve üstün yeteneklilerin eğitiminde işlevsel tutulması gerektiğini ortaya koymaktadır. Diğer bir deyişle satranç, entelektüel yanı olan bir uğraşıdır.

2. SATRANÇ VE TOPLUM

Satranç, teorisyenlerince bilimdir, sanattır ve spordur (Dalkıran 1995, Krogius 1986, Eales 1985, Palavan & Talum 1991, Hartson & Wason 1983) Aynı za-manda bireysel, sosyal, siyasal, askerî ve tarihsel yönleri bulunmaktadır. Zihinsel bir uğraşı olarak satranç, toplumun üyesi olarak bireye –detayına daha sonra gireceğimiz- bir çok açıdan önemli katkılar sağlamaktadır. Toplumun bir üyesi olarak bireye olan bu katkıları ile onu her açıdan güçlendirmiş ve fonksiyonel kılmış olmaktadır.

Bilindiği üzere satranç, çok sayıda bireyi aynı anda ilgilendirdiği için, icrası esnasında hiç şiddet üretmediği için, bizzat oynanmadan seyirci olunamadığı için ve çok sayıda kitap yayınlandığı için de kültürel bir boyut kazanmaktadır. Satrançta şans faktörüne yer olmadığı için diğer benzeri etkinlikler gibi kumara dönüşme olasılığı da bulunmamaktadır. Bunların yanında satrancın bireysel ve toplumsal yaşamla bağlantısı ve olumlu katkıları da ayrı bir önemi haizdir. Sosyal yaşamda bireyler bazen kazanan, bazen kaybeden taraf olurlar. Amaç terazide kazanan tarafın ağır basmasını sağlamaktır. Satranç oyunu, öğrenme çağına girildiği andan itibaren, zihinsel sağlık bozulmadığı sürece ölene kadar oynanabilir ve bu yaşam egzersizini sürekli tekrarlayarak her karşılaşılan duruma göre serin kanlı hareket ederek, doğru ve kısa sürede karar verebilme yeteneği geliştirmiş olunur.

Oyun süresince genelde kazanan taraf olabilmek için oyuncular sadece bilgi değil, aynı zamanda gerekli özgüveni de göstermek zorundadır. Satranççı “ Evet yaparım, başarmak için çaba sarf edeceğim, daha iyi olmak için araştıracağım, kendimi oyunda tam olarak ifade edebilmek ve kazanabilmek için son derece iyi konsantre olmalıyım, her gün yeni bir şey öğrenmeliyim, zamanı doğru kullanabilmeliyim, sabırlı olmalıyım, mevcut pozisyonda gördüğüm hamleden daha iyisi var mı diye araştırmalıyım” düşünceleri ile hareket etmektedir. Bir müsabaka neticesinde sonuç ne şekilde olursa olsun satranççı kendini analizler ve özeleştirisini yapar: “ Önümde gelecek turnuvaya kadar yeterli zaman var, daha fazla çalışmalıyım, tahtada karşılaştığım kritik pozisyonu iyice etüt etmeliyim, sürekli atak hamle yerine zaman zaman durumsal savunma hamlelerini de yapabilmeliyim, maçımı benden daha bilgili bir usta ile analiz edip, hatalarımı ve kaçırdıklarımı mutlaka incelemeliyim, hata yapmama iten nedeni tespit etmeliyim”. Bu şekildeki bir düşünme alışkanlığı, bireye satrancın dışındaki sosyal hayatında çok olumlu katkılar sağlayacaktır. Bu nedenle müsabaka sonrası yapılan karşılıklı, dostça masa başı analizleri, satranççıyı kişi olarak, gelişmeye açık insan tipi haline getirir. Geçmişte yaptığı hataları tekrarlamayan olgunluğa erişmesine yardımcı olur. Satranç müsabakalarına iştirak eden kişi “Hedef tayin edebilme, güçlü ve zayıf yanlarını tanıma ve kararlarını ona göre alma, amaca ulaşma düşüncesini geliştirir”. Oyun vasıtası ile elde ettiği alıştırma egzersizleri, ona yaşamda da aynı şekilde davranış içinde olmaya iter.

Satranç antrenmanı sayesinde birey, beynini daha iyi ve kontrollü kullanmasını öğrenmek suretiyle çevresiyle daha iyi iletişim kurabilir, daha yaratıcı, fiziksel olarak daha formda olabilir, hafızasını ve iradesini kuvvetlendirebilir, olaylara daha hakim olabilir, sorunları daha çabuk çözebilir. Bilindiği gibi beynin sol yarı küresi; vücudun sağ tarafına kumanda eder, bilgileri tek tek işleme koyar, mantıksal bir sırada çalışır, konuşma hızını, grameri, kelime dizinini tayin eder, matematiksel bilgileri kontrol eder, analiz yapar, değerlendirir, eleştirir, kelime ve rakamların bellek merkezidir, sağduyudur. (Dil bilimciler, analitikçiler ve matematikçiler için en önemli kısımdır.) Sağ yarıküresi ise ; vücudun sol tarafına kumanda eder, resimlerle düşünür, göz önünde canlandırır,ayrıntılarla değil, bütünle ilgilenir, beden dilini, hareketleri bedensel faaliyetleri idare eder, çizim resim yapma yeteneğidir, önsezi, yaratıcılık ve duyguların merkezidir, daha önce tanıdığımız insanları ve başımızdan geçen olayları hatırlamamızı sağlayan bellektir. (Goleman, 1998: 28-46 / Cüceloğlu, 1994: 81-83).

Aynı zamanda bu tür bir genelleme beynin karmaşık işlevlerinden dolayı yetersiz de görülmektedir. (Cüceloğlu, 1994: 82). Bu bilgiler ışığında bazı faaliyetler için beynin sol yanına, bazıları için de en

çok sağ yanına ihtiyaç vardır. Ancak bazı faaliyetler vardır ki, bu iki yarıküre birlikte kullanılır ve ardı ardına çalışır, o an hangisinin çalıştığını söylemek imkânsızdır. “Brain-Storming” olarak bilinen teknik ile bir sonuç üretmek için her iki taraf kullanılır. Mümkün olduğu kadar çok sayıdaki fikri bir araya toplamak için önce sağ beyin kullanılır, daha sonra bu fikirleri değerlendirmek için sol beyin devreye girer. Bir sonuç çıkarmak için iki yarımkürenin beraber çalıştığı zamanlar, beyin tam kapasitede çalışıyor demektir. Genellikle bireylerde bu yarıkürelerden biri daha baskındır. ideal olan ise, ikisi arasındaki dengeyi sağlamaktır. Albert Einstein’da ve bilinen büyük ustalarda bu denge sağlanmıştır. Satranç sayesinde beynin her iki yanını birlikte kullanma alışkanlığı elde edilir. Bu nedenle yukarıda belirtilen alışkanlıklar kazanılabilir. Unutulmamalıdır ki, sürekli ve uygun bir şekilde kullanmak kaydıyla insan beyni yaşlanmayla doğru orantılı olarak gelişir. Beyin, bedenin diğer kısımlarından farklı değildir. O, ne kadar çok çalıştırılırsa o kadar güçlenir ve forma girer. İnsan için en ideal beyin jimnastiği de elbette satranç oyunudur. Bütün bu söylediklerimizi toplayarak ifade edecek olursak satrancın bireye sunduğu olumlu özelliklerin sosyal anlamda topluma pozitif katkılar yapan bir fonksiyon üstlendiği görülür. Bunun da nitelikli bir toplumun inşasında önem taşıdığı bilinmektedir.

3. SATRANÇ VE EĞİTİM

Bağımsız bir etkinlik olarak satranç, bireyin eğitiminde son derece ilgili ve yararlı bir duruma getirilebilir. Yeteneği ve zekâsı ne olursa olsun birey nezdinde yararı olduğu kabul edilir. Satranç bireye kazandırdıkları pozitif etkilerle, yetenek ve zekâ ayrımı yapmadan bireyin eğitiminde fonksiyonel bir rol oynayabilir. Bilindiği üzere matematik, hem sosyal bilimler hem de fen bilimleri eğitimi açısından büyük önem taşımaktadır ve matematik ile satranç arasında da ciddi bir ilişki söz konusudur. işte bu ilişki üzerine çalışan ve bu ilişkinin bütün yanlarını konu edinen ve bu alanda bağımsız bir çalışması bulunan Gik, önemli sonuçlara ulaşmıştır (Gik, 1983).

Satrancın; çocukların zekâsını, hayal gücünü, şekil ve uzay bilgisini, analiz ve sentez yapma özelliklerini, planlama yeteneklerini, kavrama güçlerini, sözlü muhakemelerini, hafızalarını, problem çözme kapasitelerini, hızlı ve mantıklı düşünebilme karar alabilme süreçlerini olumlu etkilediği bilimsel deneylerle ispatlanmıştır. Bunun sonucu başta Rusya, ABD, Venezuella, Bulgaristan, izlanda, Kanada ve ispanya gibi ülkeler olmak üzere 30 ülkenin okullarında ders olarak okutulması sağlanmıştır. Diğer ülkelerde de satranç, devletin ilgili birimleri tarafından gelişmesi için desteklenmektedir.

ABD’nin satranç eğitimine verdiği önem, özellikle son yirmi yılda dikkati çekmektedir. Birçok eyaletinde satranç okul müfredatının bir parçasıdır ve çok sayıda satranç merkezleri bulunmaktadır. Özellikle Üniversite satrancında kayda değer gelişmeler yaşanmıştır. Başta Virginia Tech, Texas Browsville, South Dakota,Sounth Carolina, Maryland Baltimore Country, Oberline College, MIT, Harward, Colombia Buchnell, Tulane, Dallas Teksas ve Teksas A&M Commerce üniversiteleri olmak üzere daha birçok üniversitede öğrenciler satranç öğrenmektedir. (http://www.tsf.org.tr/haberler/vmillieğitimders.htm)

1969 yılında, 40. Dünya Satranç Kongresi açılışında konuşan Berlin Humbold Üniversitesi Felsefe Okulu Dekanı Dr. Hans Klaus ‘Satranç, insan bünyesinin düşünme metodlarını geliştirmesine yardım eder. ilkokul yıllarından itibaren satranç öğrenmek ve oynamak faydalıdır. Resmi öğretim süreci yerine, bir şeyi oynayarak öğrenmek her çocuk için daha keyiflidir. Çocuklarımızın okul hayatında ilerlemeleri için onlara satranç öğretebiliriz’ demiştir. (http://www.tsf.org.tr/haberler/vmillieğitimders.htm)

Satranç bilen öğrencilerin Torrance yaratıcı düşünce testlerinde ve Watson Glaser eleştirel düşünce testlerinde daima yüksek sonuçlar aldıkları görülmüştür Dr. Calvin F. Degermond, satranç üzerine yaptığı uzun süreli araştırmalar sonucunda; satrancın zekâyı, estetiği, sporu, karar almayı, azim ve konsantrasyonu geliştirdiğini belirtmiştir. Satranç yaklaşık 50 yıldır Rus okullarında ders olarak okutulmaktadır. Çocukların problem çözme ve muhakeme yeteneklerine sağladığı katkı bir çok ülkede kanıtlanmıştır.

1973-1974 yıllarında o zamanki adıyla Zaire’de (Kongo Demokratik Cumhuriyeti) Dr. Albert Frank tarafından gerçekleştirilen araştırmaya 16-18 yaş grubundan toplam 92 öğrenci katılmıştır. Çalışma sonunda satranç eğitimi alan deney grubu, idari yetenek, matematik ve sözlü beceride kontrol grubuna oranla daha başarılı olduğu ortaya çıkmıştır. (http://www.tsf.org.tr/haberler/vmillieğitimders.htm)

1974-1976 yıllarında Belçika’da Assenede Belediye okulunda gerçekleştirilen çalışmalara 10 yaş grubundan toplam 40 çocuk katılmıştır. Deney ve kontrol grubu olarak ikiye ayrılan öğrencilere 5. ve 6. sınıfın sonlarında J. Piaget’in kavrama gelişimi testleri uygulanmış ve istatistiklerin neticesi satranç öğrencilerinin lehine çıkmıştır. (http://www.tsf.org.tr/haberler/vmillieğitimders.htm)

Yine Çin Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. Yee Wang Fung tarafından üniversitenin sayısal bölümlerinde okuyan öğrenciler üzerinde yaptığı deneylerinde, satranç eğitimi alan öğrencilerin matematik ve fen dersleri sonuçlarında ortalama % 15’ lik bir artış sağladıklarını ortaya çıkarmıştır. (http://www.tsf.org.tr/haberler/vmillieğitimders.htm)

1979-1983 yılları arasında ABD’nin Pensilvanya eyaletinde gerçekleştirilen çalışmalarda, satranç eğitimi alan deney grubu, diğer kontrol gruplarının tümünü düşünsel gelişim programlarında geride bırakmıştır. Araştırmalarda Watson-Glaser ve Torrance test teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarının açıklanmasıyla Pensilvanya eyaletinde pilot okullarda satranç dersi uygulaması başlatılmıştır. (http://www.tsf.org.tr/haberler/vmillieğitimders.htm)

1979-1983 yılları arasında, bu kez Dr. Robert Ferguson ESEA kod IV-C isimli ve federal olarak desteklenen “ Eleştirel ve Yaratıcı Düşüncenin Satranç Yoluyla Geliştirilmesi” konulu projeyi hazırlamıştır. Bradford bölgesi okullarından seçilen 7. 8. ve 9. sınıf öğrencilerinin katıldığı deneyin 32 hafta sonrasında yapılan Watson- Glaser eleştirel düşünce testleri sonucunda satranç grubu birinci olmuştur. (http://www.tsf.org.tr/haberler/vmillieğitimders.htm)

1979-1983 yılları arasında Venezuela’da “Düşünmeyi Öğrenme Projesi” isimli çalışma, satrancın zekâ seviyesini arttırıp arttırmadığını hedeflemiş, araştırmaya tümü 2. sınıf öğrencisi 4266 kız ve erkek çocuk katılmış, hemen hemen her sosyo ekonomik düzeyden ailelerin çocukları bu projede yer almıştır. Araştırma sonucunda, satrancın metodolojik bir şekilde öğretilmesiyle küçük yaş gruplarındaki tüm öğrencilerin IQ ‘sunu arttırdığı belirlenmiştir. (http://www.tsf.org.tr/haberler/vmillieğitimders.htm)

1980 yılında Dianne Horgan “Öğrenmeyi Öğretme Aracı Olarak Satranç”isimli çalışmasında 24 ilkokul ve 35 ortaokul-lise öğrencisini denek olarak kullanmıştır. Çalışmanın sonucunda Horgan, çocukların erken yaşlarda satrancı rahatlıkla öğrenebileceğini ve satranç öğrenmenin çocukların zihinsel gelişimine olumlu katkıları olacağını açıklamıştır. (http://www.tsf.org.tr/haberler/vmillieğitimders.html



3.1. Satrancın Öğrenciye Kazandırdıkları

Satranç, öğrenciye bir yöntem dahilinde öğretildiği taktirde, ayırt etmeksizin bütün derslerine olumlu yararları bulunur. Bunun yanında kişiliğine ve sosyal hayatına da birçok açıdan katkıları görülür. Bu katkıları analiz edebilmek için farklı açılardan bakabilmek gerekmektedir. Yani satrancı, 64 kareye ayrılmış bir tahta üzerinde ayrı fonksiyonları olan taşları belirli kurallar dahilinde bir hedef gözeterek karşılıklı oynatmalarından oluşan bir oyun olarak tanımlamak, onun derinliğini ortaya koymaz. Onun derinliği; bilim, sanat ve spor olmasında, uygarlık tarihi ile ilişkilendirilmesinde, tarihi kişiliklerde, entelektüel boyutunda, bireye ve topluma kazandırdıklarında yatar. Toplumun bir üyesi olarak bireye kazandırdıkları konusunda genel olarak şunları ifade edebiliriz:

a) Zihinsel gelişime pozitif katkılar yapması

b) Muhakeme gücünü artırması

c) Analiz-sentez yapma becerisi

d) Yaratıcılığı teşvik etme

e) Strateji geliştirme

f) Fotografik hafızanın gelişimine katkı sağlama

g) Oyun sürecinde asla şiddet üretmemeye ilişkin bilinç

h) Hayal gücünü, şekil ve uzay bilgisini, planlama yeteneklerini destekleme

i) Problem çözme kapasitelerini artırma

j) Hızlı ve mantıklı düşünebilme-karar alabilme süreçlerini geliştirme

k) Neden sonuç ilişkisini kavrama

l) Sakin ve soğukkanlı olmayı öğretme

m) Rakibine saygılı olmayı temel alan bir centilmenlik

n) Risk alma

4. ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARIN EĞİTİMİNDE SATRANÇ

Üstün yetenekli çocukların eğitimi, özel konumlarından dolayı eğitim önceliğine sahip olmalıdır. (MEB, 1991:57-58). Bu potansiyelin eğitimi birçok açıdan önemli ve stratejik görülmektedir (Bilgili, 2000:63-68). Üstün ve özel yetenekli çocukların eğitiminde birçok araç zenginleştirici ve tamamlayıcı olarak kullanılabilir. Bunlardan biri de satrançtır.

4.1. Üstün yetenekli Çocukların Eğitimi ve Önceliği

Eğitimde temel ilke; bireyin kapasitesi ölçüsünde, yeteneği doğrultusunda eğitime tabi tutulmasıdır. Üstün yetenekli çocukların her toplumda nüfusuna oranla varlığı bilinmektedir. Dolayısı ile her toplumda varlığı bilinen bu potansiyelin eğitilebilir hale getirilmesi, o toplum için stratejik bir mahiyet arz etmektedir (Bilgili, 2000:63-64). Bununla birlikte uygarlığın üretilmesinde üstünlerin rolü büyük önem taşımaktadır (Enç, 1973: 26-27) Üstün veya özel yetenekli çocuk konusunda kesin bir tanıma ulaşmanın güçlükleri bulunmaktadır. Fakat özellikleri itibariyle de diğerlerinden ayrılmaktadır. Bunlar genel olarak;

a) Yaşıtlarına göre daha hızlı bir şekilde öğrenen,

b) Yaratıcılık, liderlik, sanat, liderliğe ilişkin kapasitede diğerlerine göre daha önde olan,

c) Özel akademik yeteneğe sahip,

d) Soyut fikirleri anlayabilen,

e) İlgi alanlarında bağımsız hareket etmeyi seven, özellikler şeklinde görünmektedir. Ulusların bu potansiyellerini kullanma yönünde tarihi de kapsayan bir çaba içerisinde oldukları bilinmektedir. Eski Yunan’dan Osmanlı Devleti’ne kadar bu potansiyelden yararlanma yoluna gidilmiştir. Eflatun’un Devlet’inde de bu seçkin kesime vurgu yapılmış (Eflatun, 1980: 105), Osmanlı’nın Enderun Sisteminde de (Akkutay; 1984). Osmanlı Devleti, vurgudan da öte uzun yıllar bu elit kaynaktan yararlanmış ve buna önemli fonksiyonlar yüklemiştir. Toplumlar için kıt kaynak kabul edilen bu potansiyelin eğitimi, stratejik bir insan kaynağı olduğundan dolayı önceliği vardır ve bu potansiyelin eğitimi her açıdan ciddiye alınmalıdır.

4.2. Üstün yetenekli Çocukların Eğitiminde Satrancın işlevselliği

Satranç, bütün öğrencilerin eğitiminde yararlı bir etkinliktir. Ancak satranç eğitimini, üstün çocukların eğitimleri ile ilişkilendirmek için öncelikle bunun temel gerekçelerini açıklığa kavuşturmak gerekmektedir. Diğer bir deyişle, üstün çocukların eğitiminde neden özellikle satranç eğitimine ihtiyaç vardır? Bu soruya cevap teşkil edebilecek gerekçeleri şu şekilde sıralamak mümkün görünmektedir:

a) Yukarıda belirtilen satrancın bireylere kazandırdığı 13 özellik normal öğrencilerin yanında üstünler için çok daha önem arz etmektedir. Bu özellikler üstün çocuklarda tam anlamıyla karşılığını bulmaktadır. Diğer bir deyişle üstünlerin özellikleri ile satranç eğitiminin kazandırdıkları tam anlamıyla örtüşmektedir.

b) Üstün çocukların normal okullarda eğitimlerinde karşılaşılan en büyük sorunları, onların beklentilerine uygun olmayan ilgi eksikliğidir. ilgi, bizim bir diğer kişiye gösterdiğimiz veya diğer kişi tarafından bize gösterilen dikkattir. ilgi, rahat ve mutlu bir yaşam için mutlaka olması gereken unsurlardan biridir, ihtiyaçtır. Gözlemlediğimiz kadarı ile normalin üstünde zekâ seviyesine sahip çocukların aynı orantıda daha fazla ilgi gereksinime ihtiyaç duymaktadırlar. Çünkü, bu çocuklar dış ve iç ortamdan diğerlerine göre daha fazla etkilenmektedirler (Köknel, 1999: 134). Bu şekilde bir davranış ile karşılaştığında onların daha mutlu olduğunu, kendilerine güvenlerinin arttığını, övme, teşekkür, iftihar ve hayranlık gibi olumlu ilgi gösterme şekilleri karşısında moral değerlerinin yükselerek başarı performanslarının arttığı, eleştiri, gülünç bulma, hayal kırıklığı, güvensizlik, nankörlük gibi olumsuz ilgi karşısında normal kişiden daha fazla üzüldükleri ve yıprandıkları görülmektedir. Satranç eğitiminde ve müsabakalarda bire bir ilişki mevcut olduğundan bu ihtiyaç bir ölçüde karşılanmaktadır.

c) Hızlı düşünebilme ve öğrenme kapasitelerinden dolayı davranış olarak sınıfta kopuk duran üstün yetenekli öğrenciyi, öğretmeni tanıyamamış veya doğru yaklaşımı gösterememişse başarısız sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Satranç eğitiminde bu gereksinim önemli ölçüde giderildiğinden bir dengeleme söz konusu olabilmektedir.

d) Dünyanın ilk üniversite satranç klübü, yine dünyanın en ünlü ve en seçkin öğrencilerinin okuduğu Oxford Üniversitesinde açılmıştır. Öte yandan Türkiye’de de satranç konusunda en ciddi çalışma Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde yürütülmektedir (http://www.tsf.org.tr/haberler/vmillieğitimders.htm).

Bu durumu bir rastlantı ile açıklamak mümkün değildir. Bunu üniversite öğrencilerinin gereksinimini karşılama, eğitimlerini zenginleştirme ve olumlu etkilerini artırma gibi faktörlerle açıklamak daha doğrudur.

e) Dünyanın gelmiş geçmiş hemen hemen bütün ünlü şahsiyetleri aynı zamanda iyi bir satranç oyuncusudur. Bu durumu da bir tesadüf ile açıklamak mümkün değildir. Üstün yetenek ile satranç arasındaki ilişkiyi ortaya koyan bir durum olarak görmek daha doğru bir yaklaşımdır.

f) 1844’de telgraf üzerinden satranç oynama, 1878’de telefonda satranç oynama, 1970 de uzayda Soyuz kozmonotları ile yeryüzünde istasyon çalışanları ile satranç oynama ve tüm bu tekniklerin gelişimi sayılan ve körleme denilen teknik ile tamamen soyut ortamda oynanan satranç normal insanların yapabileceği bir durum değildir. Bu tür teknikleri ancak üstün bireyler kullanabilir.Üstünlerde zaten var olan bu gücü de ancak satranç daha ileri noktalara götürebilir.

g) Satranç ile beyin arasındaki şaşırtıcı benzerlik için biraz abartılı da olsa şu ifade kullanabilir: ‘Beynin kapasitesi ile satranç oyunundaki olasılıklar neredeyse evrendeki atom sayısı kadardır.’ Bu çerçevede turnuva koşullarında ilk olarak 1967’de yapılan insan- bilgisayar maçı önem taşımaktadır. Bilindiği üzere insan-bilgisayar karşılaşması devam etmekte ve teknolojideki tüm gelişmelere rağmen başa baş mücadeleler olmaktadır. Bu da satranç ile üstün yetenek arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır.

h) Üstün çocukların eğitiminde karşılaşılan önemli problemlerden biri dikkat dağınıklığıdır. Sürdürülebilir satranç eğitimi çocuğa; konuya yoğunlaşma, konsantre olma, tahmin gücünü artırma gibi alışkanlıklar kazandırmaktadır ki bu, sözkonusu sorunu azaltmada olumlu bir rol oynamaktadır.

i) Sosyal hayatın önemli parçalarından biri; kaybetmeyi öğrenme, risk alma, kendinle yüzleşme, sorgulama ve bunlardan sonuç çıkarabilmedir. Üstün çocuklar ise bu konularda hassasiyet sahibi ve etkilenme düzeyleri yüksektir. Bu nedenlerle yine sürdürülebilir satranç eğitimi, bu konuda pozitif bir işlev yüklenmektedir.

j) Yaratıcılıkta neden-sonuç ilişkisini açıklama ve kavrama büyük önem taşımaktadır. Neden-sonuç ilişkisini kavrama ve soyut düşüncenin gelişimi yaratıcı düşüncenin temelini oluşturduğundan satranç eğitiminin bu yöndeki olumlu katkısı bilinmektedir.

k) Üstün çocukların anne babaları, çocuklarının özel bir eğitim alamadıkları için çocuklarının yaşadığı problemleri en çok satranç eğitimi ve etkinlikleri ile dengelediklerini ifade ettikleri bilinmektedir. 20 yıllık satranç eğitimimiz bu türden gerçek öykülerle doludur.

5. SONUÇ

Bütün bunlar satrancın bireye kazandırdıklarından bir kısmı. Onun derinliğini kavramak için satrançta derinleşme sürecine girmek gerekiyor. Satrancı, entelektüel boyutu olan bir etkinlik olarak görerek üstün yeteneğe sahip öğrencilerin eğitimi ile ilişkilendirmenin ve bu doğrultuda fonksiyonel hale getirmenin bir çok açıdan yarar sağlayacağı bilinmektedir. Satranç bilgisini ve eğitimini programlarken şüphesiz ki, pedagojik ilkeler ve gelişim evreleri dikkate alınmalıdır. Bu doğrultuda verilecek sürdürülebilir satranç eğitimi, hangi alanda eğitim alırsa alsın üstün yetenekli bireylere çok boyutlu kazanç sağlayacaktır. Diğer bir deyişle aldıkları eğitimi zenginleştirici ve daha fonksiyonel kılıcı yönde rol oynayacaktır. Yani bireyin satranç eğitimi ile; uzun vadeli düşünen, öngörüsü ve sezgileri gelişmiş, zamanında ve yerinde hamleler yapabilen, gerektiğinde risk almasını bilen, kaybetmekten pozitif neticeler çıkarabilen, kendisiyle yüzleşebilen özellikler kazanması, gerek meslek hayatlarında gerekse sosyal yaşamlarında onların başarısına ve mutluluğuna çok olumlu katkılar olmaktadır.

Netice olarak bütün bunlar, üstün yetenekli öğrencilerin yetiştirilmesinde onların en çok gereksinim duyacakları hususlar olup, hayata ve mesleğe dair sürdürülebilir kazanımlar elde etme anlamına gelmektedir.Dolayısı ile satranç, üstünlerin eğitiminde ve onların hayata hazırlanmalarında gerçek anlamda zenginleştirici ve tamamlayıcı bir fonksiyon üstlenmektedir.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

Akkutay, Ü. (1984), Enderun Mektebi, Ankara, Gazi Üniversitesi Basımevi.

Bilgili, A.E., (2000), ‘Üstün Yetenekli Çocukların Eğitimi Sorunu, Sosyal Sorumluluk Yaklaşımı’, istanbul, Eğitim Bilimleri Dergisi, Marmara Üniversitesi A.E.F.

Cüceloğlu, D. (1994), insan ve Davranışı, istanbul, Remzi Kitabevi (5. basım)

Dalkıran, H. S., (1995), Satranç Eğitim Metodu, istanbul, inkilap Yayınları.

Eales, R. (1985), Chess, The History of a Game, London, Batsford Academic and Educational.

Enç, M. (1973), Üstün Beyin Gücü, Ankara, A.Ü. Eğitim Fak. Yayını.

Eşatun, (1980), Devlet, (Çev. S.Eyüboğlu,M.A.Cimcoz), istanbul, Remzi Kitabevi.

Gik, J. (1983), Schach und Mathematik, Berlin, Verlag Mır.

Goleman, D. (1998), Duygusal Zekâ (Çev. B.S. Yücel), istanbul, Varlık Yayınları, 8. Baskı

Hartson,W.R., Wason, P.C., (1983), The Psychology of Chess, London, Batsford

Köknel, Ö., (1998), Zorlanan insan, istanbul, Altın Kitaplar.

Krogius N. (1986), Psychologie im Schach, Berlin, Sportverlag.

MEB, (1991), Üstün Yetenekli Çocuklar ve Eğitimleri Ön Raporu, Ankara, 1. Özel

Eğitim Konseyi, MEB Özel Eğitim ve Rehberlik Dairesi Yayını

Palavan, S. Talum,C., (1991), Satrançta Dünya fiampiyonluğu, istanbul, inkilap Kitabevi.

TSF, Türkiye Satranç Federasyonu’nun Milli Eğitim Bakanlığı’na 29.07.202 tarih ve

865 sayılı başvuru yazısı, http://www.tsf.org.tr/haberler/vmillieğitimders.htm 30.08.2004



Ahmet Emre Bilgili*

H. Sertaç Dalkıran**


OYUNUN YAZILMASI (NOTASYON)
Beyazdan oyunun ilk hamlesi gelir gelmez hamleler yazılır. Arkasından siyah oynar ve onun hamlesi de yazılır. Hamle

 

numaraları

 

not.:Vezirler kendi renginde bulunur .Beyazın veziri Beyaz ,Siyahın Verizi Siyah

bir artacak şekilde bir kağıda yazılır. Notasyonda Şah için Ş, Vezir için V, Kale için K ve Fil için F kullanılır. Piyon için kısaltma kullanılmaz. Sadece gideceği kare yazılır (Örneğin piyonu e4 karesine oynayarak oyunu açan beyazın hamlesi, e4 olarak yazılır. Notasyon sayesinde daha önce oynanmış oyunlar, notasyona bakarak inceleyebilir, oyunu yeniden baştan itibaren oynayabilir, kendimize dersler çıkarabiliriz. Notasyonda önce taşın, sonra da gideceği karenin adı yazılır.

Sadece piyonlarda durum azıcık farklıdır. Hamlelerde piyonun ismi yazılmaz ama bir piyon taş aldığında yalnızca alınan taşın bulunduğu karenin adresi değil, piyonun bulunduğu dikeyin adı da arkasına x işareti eklenerek belirtilir (örnek exf5, gxf3, cxd5). Ayrıca, piyonun geçerken alma (en passant)özelliğinde, geçerken almayı belirtmek için hareketin sonuna e.p. ilave edilir (Örnek: cxd3 e.p. gibi).

PUANLAMA
Kazanan oyuncu 1 puan alır. Kaybeden oyuncu 0 puan alır. Beraberlik durumunda her bir oyuncu yarımşar puan (0,5) alır.

Notasyondaki işaretler:

X : Taş alma
+ : Şah tehtidi (Kiş)
0-0 : Küçük Rok
0-0-0 : Büyük Rok
# : Mat
1-0 : Beyaz kazandı
0-1 : Siyah kazandı
! : İyi hamle
!! : Çok iyi hamle
? : Kötü hamle
?? : Çok kötü hamle
!? : Dikkate değer hamle
e.p. : Geçerken alma

 

Turnuvalarda kullanılan notasyon kağıdı

Notasyona bir örnek:

Çoban matı

e4

Çoban matında beyaz ilk hamlesinde e2 karesindeki piyonu e4 karesine 2 kare sürer

e5

Siyah ilk hamlesini beyazın piyonuna karşı yapıyor.

Vh5

Beyaz 2. hamlesinde vezirini h5 karesine koyarak kendi piyonunun önünü kapatan e5'teki piyona göz diktiğini belirtir. Aslında hedef f7'deki piyondur.

Ac6

Deneyimsiz siyah, beyaz vezirin göz diktiği e5'teki piyonunu desteklemek amacıyla b8'deki atını c6'ya sürerek tuzağa düşer.

 
Fc4

Beyaz, siyahın c6'ya sürdüğü atı görmezden gelerek f1deki filini c4'e sürerek, zaten vezirin gerçek hedefi olan f7'deki piyona göz diker.

Af6

Siyah hâlâ uyanmamış. Beyazın filini c4'e sürmesine rağmen, gözü beyazın vezirinde. Beyazın vezirini kaçırmak ya da almak amacıyla acele edip g8'deki atını veziri alacak şekilde f6'ya sürer.

Vg7

Beyazın artık yapacak tek bir hamlesi kaldı. Veziriyle f7'deki piyonu alarak Şah çeker. Mat!

 

Yukarıda verilen Çoban matının notasyonu şöyle olur:

1. e2-e4 e7-e5
2. Vd1-h5+ Ab8-c6?
3. Ff1-c4+!! Ag8-f6+??
4. Vh5xf7!!#
1-0

Biraz değişik bir Çoban matı
1. e2-e4 e7-e5
2. Ff1-c4 Ff8-c5
3. Vd1-h5+ d7-d6??
4. Vh5xf7#
1-0

Not: Çoban matı çok bilinen matlardan birisidir. Genellikle satranca yeni başlayan deneyimsiz oyunculara karşı kullanılır. Deneyimli oyuncular ise Çoban matı benzeri kısa matları çalışmazlar. Bu tip matların zararları olduğunu bilirler. Çünkü, oyuna vezirle erken başlamak zorundasınız. Vezirle erken başlamak demek, kısa bir süre sonra vezirinizi sürekli kaçırmanız anlamına gelir. Bu da, sizin taşlarınızı geliştirememenize, rakibinizin ise sayenizde taş geliştirmesine yarar.

İpucu: Şah çekmeyi her hamlede düşünün. Bunu hem kendiniz için, hem de rakibiniz için düşünün. Rakibinizin taş tehtidlerine, Şah çekişlerine ve taş alışları sırasında bu düşünce hiç aklınızdan çıkmasın.

 

satrançta açılış prensipleri

1. Satranç oynarken,ilk hamleleri doğru yapmak ÇOK, ÇOK ÖNEMLİDİR.
Eğer bunu başarabilirseniz oyunun geri kalan bölümü kolaylaşır.

Size yardımcı olacak ÜÇ TEMEL KURAL VARDIR.

 

2. KURAL 1: TAŞLARINIZI GELİŞTİRİN
Bir futbol takımın antrenörü olduğunuzu varsayın.
Gerideki taşlar sizin adamlarınızdır.
Onları oyuna sokmalısınız.
Ve oyuna sokmanız gereken ilk taşlar ATLAR VE FİLLERDİR.

 

3. KURAL 2: MERKEZİ ELE GEÇİRİN
Futbolda olduğu gibi, ORTA SAHAYI kontrol eden taraf genelde oyunu kazanır.
Öyleyse TAHTANIN ORTASINDA oynayın, kenarlarda değil.

 

4. KURAL 3: ŞAHINIZI GÜVENLİK ALTINA ALIN ŞAHINIZI GÜVENLİK ALTINA ALIN
Şahınızı futboldaki gibi korunması gereken bir kale gibi düşünün.
Futboldakinden farklı olarak satrançta kalenizi istediğiniz yere koyabilirsiniz.
Şahı ortada bırakmak çok tehlikelidir.
Bu demektir ki genelde hızlı bir şekilde ŞAH KANADINA ROK ATMALISINIZ..
Oyunun başında rok attıktan sonra Şahın önündeki üç eri kıpırdatmamaya çalışın.

 

5. Diğer tavsiyeler:
Şahınızın önündeki Piyonu İKİ KARE sürerek başlayın.
Bu MERKEZ KARELERİ KONTROL ETMEYE ve Fil ve Vezir için HATLAR AÇMAYA yarar.
Başka iyi hamleler de vardır ama bu hamleyle başlayan açılışlar yeni başlayanlar için iyidir.

 

6. İYİ BİR SEBEP OLMADAN VEZİRİNİZİ ERKENDEN OYUNA SOKMAYIN.
Vezir çok değerlidir ve daha az değerli taşlar tarafından kovalanabilir.

 

7. Kaleleri üçüncü yataydan oyuna sokmayın
Aynı şekilde o­nlar da daha fazla değerlidirler ve Filler ve Atlar tarafından kovalanabilirler.
Kaleler genelde oyuna SON giren taşlardır.
Genelde ARKA YATAYDA, Piyonsuz hatlar bulmak için gidip gelirler.
Bu sebepten dolayı da genelde çabucak ROK ATILIR.

 

8.Kenardaki Erleri iyi bir sebep olmadan sürmeyiniz.
Bu durumda, gösterildiği gibi Siyah Vezirini ilerleterek ŞAH MAT edebilir.
Bu Veziri oyuna erkenden sokmak için iyi bir sebeptir!
Buna APTAL MATI denir.
Ancak bir aptal böyle oynar.

 

9. Açılışta iyi bir sebep olmadıkça aynı taşla iki kez oynamayın.
Beyaz burada aynı taşla iki kez oynamıştır.
Bir taşla ikinci kez oynamadan önce bütün taşlarınızla bir kez oynayın.
Tüm taşlarını çıkabilen ilk oyuncu yine atak şansını ilk elde eden oyuncu olacaktır.

 

10. Öteki taşların önünü engelleyecek şekilde taşları geliştirmeyiniz.
Burada iki oyuncu da bu hatayı yapmıştır.
Beyaz Filini, öteki Filini çıkmak için süreceği Piyonun önüne koymuştur.
Siyah, Vezirini Filin önüne koymuştur böylece bu Fili artık çıkamaz.

 

11. Unutmayın ki bu kurallar başta oyunu iyi bir şekilde sürdürmenize yardımcı olabilecek kurallardır. Bu kurallara uymamanız gereken pek çok özel hal olabilir. Örneğin taş kazanmak veya mat etmek gibi. Ama önemli olan istisnaları öğrenmeden temel kuralları öğrenmektedir.

12. Son olarak. Son 500 yılda, dünyanın en iyi oyuncuları satranca en iyi şekilde nasıl başlanacağını araştırmışlardır. Bu uzmanlar BİNLERCE kitap yazmışlardır. Bu seviyede bu kitaplar sizin için anlaşılması zordur. Fakat bu siteyi dolaşırsanız yararlı pek çok şey bulabilirsiniz. HERŞEYİ KENDİNİZ YARATMAYA ÇALIŞMAYIN - UZMANLARI DİNLEYİN!

Açılış İlkeleri

Temel açılış ilkelerini  kısaca görelim .

a) Gelişme:Oyunun açılış aşamasında kuvvetlerin hızlı ve birbiriyle işbirliği yapacak şekilde geliştirilmesi çok önemlidir.

Gelişmenin temel ilkesi; aletleri çabucak  geliştirip,mümkün olduğunca hızlı bir şekilde oyuna girmelerini sağlamaktır.

Gelişmenin temel ilke yanında dayandığı diğer dört temel ilke ise şunlardır.

1.Merkez için mücadele

2.Kuvvetlerin  olabildiğince hızlı ve etkin gelişmesi

3.Şahın güvenliğini sağlamak. Roku zamanında yapmak.

4.Uygun ve elverişli bir piyon yapısının oluşturulması.

Bu ilkelere dayanarak açılış aşamasındaki oyunla ilgili önemli bir takım ilkeler de tespit edebiliriz.

1.Açılış aşamasında ağır aletleri erkenden oyuna girmemelidir.Vezir ve kale gibi ağır aletler rakibin fil,at gibi hafif aletleriyle piyonlarının hücumuna uğrayabilir.Bu ise açılışta  tempo kaybı demektir.Her tempodan yararlanmaya çalışmak gereklidir.

2.Piyonlarla açılış planı dışındaki gereksiz hamlelerden kaçın.Özellikle,h3,a3,h6,a6 hamleleri gibi kenar piyonlarını gereksiz yere oynamayın.

3.Oyuna merkeze mücadelesi ile başla;bir merkez piyonu ile başla ve hafif aletleri etkin ve merkezi kontrol edecek şekilde tahta üzerinde yerleştir.

4.Daha ilk hamlede büyük ve ayrıntılı planlar kurmak  yerine , gelişmeyi aletleri birbiriyle  işbirliği yapacak ve pozisyon değiştirebilecek şekilde gerçekleştir.

5.Bütün kuvvetlerinin uyumunu gözet.Aletlerin tamamıyla mücadeleye katıl ve sadece tek bir kanatta oynama.

6.Her hamle bir oyun planına bağlı olmalıdır.

7.Açık konumlarda hamlelerini zamanında yap.Çünkü bu durumlarda bazen aç gözlü bir şekilde taş kazancı peşinde koşmak pahalıya patlayabilir.

8.Piyon zayıflıklarına izin verme.

9.Rakibin piyon zincirini durdur.Kendi piyonlarının yardımıyla alan üstünlüğü elde etmeye çalış.

10.Aletlerinle piyonlarının yolunu kapama.Aletlerle piyonların işbirliği içinde olsun.

11.Oyun başlangıcında f2 ve f7 kareleri zayıftır.Buraları rakibin hücumundan koru

12.Tek bir aleti yanlış yerleştirmek tüm aletlerin uyumunu bozabilir.

13.Beyazla oynuyorsan ilk hamleyi yapmanın avantajını girişim gücü elde etmeye çalışarak kullanmaya çalış.Siyahsan karşı oyun elde etmek için uğraş.

Bütün bu ilkelerden çıkacak sonuç; güçlerin harekete geçirilmesinin ana sorunu, açılış aşamasında kuvvetler arasındaki ortak uyumu sağlamak ve bunun rakip üzerinde oluşturacağı etkidir.Girişimin elde edilmesi,stratejisi olan bir plan hazırlanması ve rakibin amaç ve planlarının boşa çıkarılması da bu aşamanın önemli temel noktalarıdır.

Deneyimsiz ve satranca yeni başlamış bir oyuncu,açılış aşamasında gelişmeyi etkin planlara dayandırmadan önce,açılışın elemanter ilkelerini öğrenmeli ve bunları pratik oyunda denemelidir.Satranç tarihi boyunca birçok satranççı kuşağının büyük çabalar sonucunda ortaya koydukları açılış ilkelerine bilinçli olarak uymak,hem enerji tasarrufu sağlar hem de düşünce yeteneğini güçlendirir.Çünkü bu ilkeler rastlantıya yer bırakmayan birer mantık yasasına dayanır.

 

Merkez Karelerinin Rolü

Tahtanın ortasındaki e4,e5,d4,d5 olmak üzere dört kareye ‘merkez’ diyoruz.Merkezin rolü açılış aşamasında başlar,oyun ortasında ve oyun sonunda devam eder.

1.Merkeze yerleştirilen figürler hareket ve etkinlik açısından en yüksek güce erişirler.Örneğin veziri merkez karelerinden birisine yerleştirecek olursak, buradan tahta üzerindeki 27 kareye ulaşabildiğini görürüz.Ama c6’dan 25 ve a1’den ise ancak 21 kareye ulaşabilir.

2.Merkeze yerleşen figürler tahtanın her yönüne kolayca ve çabucak gidebilirler.

 

Piyonların Merkezdeki  Rolü

 

İki tarafın merkez hatlarda yer alan e ve d piyonları açılışların şekillenmesinde önemli rol oynarlar.Piyonların hücumuna uğrayan karelere rakip figürler yerleşemez.Piyonların merkezdeki kontrol gücü rakip figürlerin etkinliğinin sınırlanmasına yol açar.Bu ve diğer nedenlerle 1.e4 ve 1.d4 hamleleri ile daha çok oyunlara başlanmaktadır.

 

 

Ağır Figürlerin Rolü

Ağır figürlerin hemen açılışın ilk hamlelerinde oynanması doğru değildir.Rakibin hafif figürleri ve piyonlarının hücumuna uğrayarak hem tempo,hem zaman kaybı, hem de bir şey elde etmeden geri dönmek zorunda kalır.Açılışta bir oyuncu bu kadar lükse kaçmamalıdır.

Açılışta kendi taşlarının gerisinde durgun bir şekilde bekleyen ağır figürlerin ‘oyun ortası’ aşamasında   ve merkezin açılmasıyla,taş sayısının azalmaya başlamasıyla birlikte gerçek güçleri ortaya çıkmaya başlar.

 

Oyuna başladıktan sonra yapılan hamlelere göre açılışlar isimlendirilmektedir.Fransız Savunması,İspanyol Savunması, İki At Savunması,Vezir Gambiti, Şah-Hind Savunması, vs gibi isimler almaktadır.Açılışları üç ana gruba ayırıyoruz.

 

1.Açık Açılışlar: Birinci hamlesi 1.e4 e5’le başlayan tüm sistemler bu ismi alır.

2.Yarı Açık Açılışlar: 1.e4 hamlesine siyahlar simetrik olarak 1….e5 hamlesi yerine  1… c6, 1…..d6, 1….e6 gibi başlangıç hamleleri seçebilir.Bu tür açılışlar yarı açık alarak isimlendirilmektedir.

3.Kapalı Açılışlar: Beyazların 1.e4 hamlesinden başka herhangi bir hamle ile başlattığı  sistemler kapalı açılış adını alır.Örneğin 1.d4, 1.f4, 1.c4, 1.Af3 gibi.

 

Bu gruplardan birincisi çok canlı oyunlara sahne olur.Özellikle yeni başlayanların açık savunma sistemlerini seçmesi faydalıdır.Oyuncunun oyun gücünü artırır ve aletleri daha iyi kullanmasını sağlar.Belirli bir oyun gücüne erişene kadar yarı açık ve kapalı savunma sistemleri fazla tercih edilmemelidir.

Satranç tahtasında ilk konum oluşurken alan (satranç tahtası), kuvvetler (materyaller: her iki tarafta 8’er alet ve 8’er piyon), zaman (açılışta gelişme tempoları) olağan üstü bir şekilde belirleyicidir.Bu üç faktör bir bütün halindedir.

Alan

a)Merkez Karelerinin açılıştaki rolü: Tahta üzerindeki karelerin her biri ayrı değerlere sahiptir. Oyun içinde mücadele tahta üzerinde hangi tarafta gerçekleşirse karelerin değerleri buna göre değişim göstermektedir. Ancak daha öncede söz konusu ettiğimiz gibi d4,d5,e4,e5 karelerinin durumu farklıdır.Çünkü bu kareler tahtanın tam ortasında merkezi oluşturmaktadırlar.Merkeze yerleştirilen aletler  sürekli olarak rakip konuma rahatsızlıklar verir.Kanatlara hızla taşınabilir.

Açılış aşamasında mücadelenin nerede olacağı henüz belli değilse yapılacak iş amaca uygun şekilde aletlerin etkisini merkez bölgesine yönlendirmektir.Açılışta merkeze önem vermeyen oyuncu bir çok zorluklarla karşılaşır.Hatta oyunu bile kaybedebilir.

Açılış mücadelesi demek merkeze hakim olma mücadelesi demektir.Zaman zaman  güçlü oyuncular bile merkezi ihmal edip kanat hareketleri yapmakta veya taktik hatalarına düşmekte ve merkeze önem vermemektedirler. Bunun bedelini de ağır şekil de ödemektedirler. Çağdaş merkez anlayışı aletlerin merkezde bulunmak yerine bu karelere uygulayacağı baskının etkisinin daha fazla olacağı düşüncesi sayesinde, oldukça güçlenmiştir.Merkeze hakim olmak için piyonlarla işgal etmek zorunlu değildir.Aletlerin merkezde oluşturacağı baskı yeterlidir.Burada ki ilke; Açılış aşamasında merkeze güvenilir şekilde sahip olmak aletlere rahat hareket   ve manevra olanakları sağlamaktadır.

b)İki kanat arasındaki fark: Başlangıç konumunda vezir ve şah d ve e merkez dikeylerinde bulunmaktadır.a,b,c dikeyleri vezir, f, g, h, dikeyleri de şah kanadını oluşturmaktadır.Şah ve vezir kanatları arasında bir takım farklar vardır.Taşların daha ilk dizilişlerinde bu farklar göze çarpar.Sadece şah tarafından korunan f2 ve f7 kareleri en zayıf noktalardır. 1.e4 e5’li açılışlarda şah kanadında daha canlı ve aktif oyunlar gerçekleşmektedir.Buna karşılık 1.d4 d5 li açılışlarda mücadele daha yavaş, ihtiyatlı ve karmaşıktır.

c)Orta çizgi:Dördüncü ve beşinci yatay çizgiler arasında hayali bir çizgi var olduğunu kabul edersek bu çizginin tahtayı tam ortadan ikiye böldüğünü görürüz. Bunlardan birisi beyazın kampını oluşturur, diğeri de siyahın kampıdır.Amaç bu orta çizgiyi aşarak rakip kampa sokulmak ve buralarda güçlü dayanak noktaları oluşturarak alan kazanmaktır. Kazanılan alan aletlerin rahat hareket etmesini sağlar ve  rakibin konumunun sıkışık kalmasına yol açar.Alan üstünlüğü kazanabilmek için merkez egemenliği gerekebilir. Tahtadaki genel durum göz ardı edilerek alan üstünlüğü sağlamaya çalışmak sık sık istenmeyen durumların oluşmasına yol açabilir.

 

Kuvvetler

Kuvvetler aletler ve piyonlardan oluşmaktadır.Açılışta kuvvetlerin harekete geçirilmesi, uyumlu oyunu ve gelişmeyi oyun ortasına hazırlanan planlara bağımlı kılmasıdır.Alet veya piyonların her birisinin daha oyunun başlangıç döneminde kendine özgü görevleri vardır.Aletler oyunda bulundukları sürece piyonlardan çok daha etkin ve hareketlidirler.

a)açılışta piyon zayıflıkları: Piyonların düzeni  kesinlikle  mücadelenin gidiş şeklini etkilemektedirler. Piyon zayıflıkları (duble,ayrık ,geri kalmış ) açılış içerisinde diğer şekillerde karşılık bulmamışsa yetersizdir.Teori piyon zayıflıklarını içeren devam yollarını reddetmektedir. Bu tür piyonlar hem kendileri zayıf hem de önlerindeki karelere rakip figürler kolayca yerleşebilir. Kuvvetlerin yerleşimini doğru değerlendirmek için  piyonların ve aletlerin ortaklaşa oyununu dikkate almak gerekir. Piyon zayıflıkları aletleri avantajlı şekilde yerleştirilerek telafi edilebilir. Satranç mücadelesinde en önemli unsurun tempo olduğunu hiçbir zaman unutmamak gerekir.

b)piyon zincirleri: Oyunun başlangıç aşamasına alan kazanmakta piyonlar öncüdür. Piyonların ilerlemesi aletlerin rahat hareketi için yer hazırlamaktadır.Rakip piyonlara yine piyonlarla karşı konulmalıdır. Rakibin hareketli piyon zincirleri oluşturmasına izin verilmemelidir.

 

Zaman(tempo)

Açılışta aletlerin hamle kaybına fırsat vermeden hızlı, etkin olarak geliştirilip tahta üzerinde yerleştirilmesi gerekir. Açılışta her hamle çok değerlidir. Gereksiz yere bir hamle geriye düşmek tüm planı hatta oyunun sonucunun bile belirlemektedir. Zamanı iyi kullanmak gerekir. Açılışta bir aleti iki kere oynamak tempo kaybına yol açar. Ağır aletleri erken oyuna sokmakta aynı sonuçlara yol açabilir.Şahın merkezde kalması, çok erken yetersiz sayıda aletle hücum edilmesi de yanlıştır. Gelişmeye yeterli önem verilmelidir.

Açılışta gereksiz piyon hamlelerinden kaçınılmalıdır.

 

 

AÇIK AÇILIŞLAR

 

Satranç mücadelelerinde kuvvet, alan ve zaman en önemli üç faktördür.Açık açılış ilkelerinin temelini aletlerin seferberliği oluşturur.İlkeleri anımsamakta fayda var.

1.Açık açılışlarda Morphy’nin oyunlarında ortaya koyduğu ilkelerden en önemlisi aletlerin geciktirilmeden geliştirilmesi, zaman yitirilmeden (tempo kaybetmeden) oyuna sokulmasıdır.

2.Morphy’nin bir diğer ortaya koyduğu satranç gerçeği de oyun açıldıkça gelişme üstünlüğü nün etkisini artıracağıdır.Açılışta taşlarını iyi geliştiren oyuncu oyunu açmaya çalışırken, rakibi de kapalı tutmaya çalışmalıdır.

3.Merkezi ele geçirmek için mücadele etmek  gerekir.

4.Şahın güvenliğini sağlanmalı, rok geciktirilmeden yapılmalıdır.

5.Birinci yatay sırayı hızla boşaltarak kaleleri merkezde harekete geçmek üzere hazırlamak gerekir. Ağır taşların hareket yeteneği artırılmalıdır.

6.Siyah açılışta dengeyi kurmadan direk hücuma geçmemelidir.

7.Beyaz oyuna başlamanın avantajı ile siyahı baskı altında tutarak savunmaya zorlamalıdır.

8.Açılış aşamasında maddi kazanç peşinde koşulmamalıdır.Tempo kaybına dikkat edilmelidir.

9.Her iki kanatada gelişmeye dikkat edilmeli,dengeli bir gelişme sağlanmaya çalışılmalıdır.

Artık açık açılışlara geçebiliriz.

 

SATRANÇ TAHTASI

Satranç tahtasını önümüze koyduğumuzda en alt sağ köşe beyaz renkte olmak zorundadır.

Satranç tahtasında a1 karesinden beyazlar dizilmeye başlanılır.

SATRANÇ TAŞLARININ DİZİLİŞİ

En alt sırada: Kale + At + Fil + Vezir – Şah (Renge Göre Değişir) + Fil + At + Kale sıralaması olmalıdır = Başlangıç Konumu

Vezir genelde tırtıklı şekilli olandır. Ve vezir her zaman kendi rengine konur. Yani vezir beyaz renkse beyaz kareye, siyah renkteyse siyah renkli kareye konmak zorundadır.

Bir üst sırada piyonlar olmalıdır.

MAT

Satrançta eğer rakip şah, şah çekilerek sıkıştırılır ve artık oynayacak yeri kalmazsa mat olur. Yani rakip yenilmiştir.

ŞAHI KAPMAK

Satrançta amaç şah’ı kapmak değildir. Oyuncunun; şahını tehdit altında bırakmasına, tehdit altına sokacak hamle yapmasına ve rakibinin şahını kapmasına izin verilmez. Yani rakip oyuncu yanlışlıkla şahını, kendisini yiyebilecek rakip bir taşın önüne getirip bıraksa veya biz şah çekmiş iken rakip oyuncu şahı kaçmak veya şahın önünü kapatmak yerine alakasız başka bir hamle yapsa, şah yenilmiş olduğu için oyun biter diye düşünmek yanlıştır. Böyle durumlarda oyun bitmez, hakem çağrılır. Rakip oyuncunun kuraldışı bir hamle yaptığı belirtilir. Ve rakip 1 ceza puanı alır, bizim süremize fazladan 2 dakika eklenir ve rakip yaptığı yanlış hamleyi geri alıp, doğru hamle yapar.

OYUNUN BERABERE BİTİŞİ

Anlaşma: İki taraf aralarında anlaşırsa oyun berabere biter.

Pat: Eğer şah çekilmeden rakip şah sıkışır, hareket alanı kalmazsa pat olur. Yani maç berabere biter.

Ölü Konum: İki taraf içinde artık, rakip şahı mat etmek mümkün değilse oyun berabere biter. Eğer iki tarafında mat edecek yeterli materyali bulunmuyorsa beraberlik olur.

1- Tahtada sadece iki şahın bulunması

2- Şaha karşı şah ve fil

3- Şaha karşı şah ve at

4- Şaha karşı şah ve iki at

Üç Tekrar: Belli bir konum tahtada üç defa tekrarlanmış veya yapılacak hamleyle tekrarlanıyorsa oyun berabere yapılabilir.

50 Hamle: Son 50 hamle her iki oyuncu tarafından da piyon sürmeden ve hiç taş yenmeden geçirilmişse oyun beraber yapılabilir.

Sürekli Şah: Eğer bir taraf sürekli olarak aynı şekilde şah çekme olanağına sahip ve diğer tarafından bundan kurtuluş şansı yok ise beraberlik olur.

JADOP

Kendi taşımızı veya rakip taşı düzeltirken “Jadop” yani düzeltiyorum demek zorunludur. Düzeltiyorum denilmeden bir taş düzeltirse bu işlemi yapan kişi hakeme bildirildiğinde ceza puanı alabilir.

PİYON TERFİSİ

Piyonlar Rakibin ilk sırasına ulaşabilirlerse istedikleri makama (Vezir, Kale vb.) ulaşabilirler.

Piyonların hepsi yani 8 piyon da rakibin ilk sırasına ulaşabilse 8 tane vezir olabilirler, birde asıl vezir olduğu için bir oyuncunun 9 veziri olabilir.

EN PASSANT

Bir piyon hiç oynamadıysa ilk oynadığında iki kare gider ve rakip piyonla aynı hizaya gelirse, rakip piyon onu tek kare oynamış sayarak yiyerek o kareye gelir. (Bu kurala En Passant = Geçerken Alma denir.)

ROK

Eğer oyuncu kalesini ve şahını hiç oynatmamış ise,

Şah ve kale arasında hiç taş yoksa,

Şah tehdit altında değilse,

Şahın geçeceği ve duracağı kare rakip tarafından tehdit altında değilse,

Önce şah iki kare kaleye yaklaştırılır, kale şahın öbür tarafına getirilir. Bu hamleye ROK denir.

Rok yapılırken önce şah iki kare oynatılır. Sonra kale şahın öbür tarafına geçer.

Rok yapmak için önce kaleye dokunulursa bu yöne rok yapılamaz.

Şah tarafındaki kaleyle yapılan Rok’a Şah Kanadı Rok’u veya Kısa Rok (0-0),

Vezir tarafındaki kaleyle yapılan Rok’a Vezir Kanadı Rok’u veya Uzun Rok (0-0-0) denir.

NOTASYON KAĞIDI

 

Satranç oynarken hem kendi hamlelerimizi hem de rakibin hamlelerini yazmak zorunludur. Hamlelerin kaydedildiği kağıda “Notasyon Kağıdı” denir.

Piyon haricinde tüm taşlar, adının ilk harfi ile (büyük harf) gösterilir. (Şah=Ş, Vezir=V, Kale=K, At=A, Fil=F)

Piyonlar ilk harfleriyle gösterilmez, ama böyle bir harf olmadan tanınırlar. Sadece gittikleri kare yazılır. (e5, d4, a5… gibi)

Taş yemesi olmadan oynanan her hamlenin yazılmasında; Önce oynanan taş isminin baş harfi ve varış karesi arada boşluk bırakılmadan yazılır. (Fe5, Af3, Kd1… gibi)

Taş alımında, yani yenilmesinde; Önce oynanan taş isminin baş harfi ve x işareti ve varış karesi arada boşluk bırakılmadan yazılır. (Fxe5, Axf3, Vxf6… gibi)

Bir piyon taş aldığında; Önce piyonun kalktığı dikey ve x işareti ve varış karesi arada boşluk bırakılmadan yazılır. (dxe5, gxf3, axb5… gibi)

Notasyon Kağıdında Kullanılması Gerekebilecek Kısaltmalar:

x (Taş Alımı)  ,  + (Şah Tehdidi)  ,  = (Beraberlik Teklifi)  ,  ++ veya # (Mat)  ,  e.p. (Geçerken Alma)  ,

0-0 (h1 veya h8 karesindeki kaleyle atılan rok: Şah Kanadı Roku veya Kısa Rok)

0-0-0 (a1 veya a8 karesindeki kaleyle atılan rok: Vezir Kanadı Roku veya Uzun Rok)

SATRANÇ SAATİ

Satranç oynarken satranç saatiyle oynamak zorunludur. Saat genelde siyahın sağına konur.

Ancak satranç saati hakemin görebileceği bir pozisyonda olması gerektiğinden, saatin konacağı yeri hakem değiştirebilir.

Oyun başında her iki tarafa belli bir süre verilir (45’er dakika, 1’er saat vb…).

Hamlemizi yaptıktan sonra hamle yaptığımız elimizle saate basarız. Rakibin süresi çalışır. Aynı işlemi rakibimiz de yapar.

Hamle yapmadığımız elimizle saate basar, ya da elimizi saatin üzerinde bekletir, ya da oynadığımız taş ile saate basarsak, ya da satranç saatine çok sert davranırsak ceza alabiliriz.

Süre dolmadan mat, pat vb. olmadıysa kimin süresi önce biterse o yenilmiş kabul edilir.. (Rakibin tek şahı kalmışsa süresi bitenin ezici taş üstünlüğü olsa bile berabere sayılır. Ama rakibin bir şah ve bir piyonu bile olsa mat etme imkânı var sayılacağından süresi biten yani bayrağı düşen oyuncunun ezici taş üstünlüğü bile olsa hükmen yenik sayılır.)

GENEL KURALLAR

 

Satrançta şah, vezir vb.. demek zorunlu değildir.

Her hamle tek elle yapılmalıdır.

Dokunulan taşı oynamak zorunludur.

Bir taş bir kareye dokundurulmuş veya konulmuşsa elimizi o taştan çekmedikçe hamlemize devam edebiliriz. Ancak bu davranış sürekli tekrarlanırsa hakem ceza verebilir.

Satranç oynarken masadan kalkmak, gezmek, başka oyuncuları izlemek (kimseyle konuşmamak vb.. şartlarla) serbesttir.

Oyuncuların, oyun salonuna cep telefonlarını veya hakem tarafından izin verilmemiş herhangi bir elektronik iletişim aleti getirmeleri şiddetle yasaktır. Eğer oyuncunun cep telefonu, oyun sırasında oyun salonunda çalarsa, oyuncu oyunu kaybeder. Rakibinin skoru hakem tarafından belirlenir.

 

Vezir: 9 Puan

Kale: 5 Puan

Fil: 3 Puan

At: 3 Puan

Piyon: 1 Puan

 

 

 

 

 

 

Satrançta 64 Altın Öğüt

--------------------------------------------------------------------------------

1. Saldırgan, ancak mantıklı oynayınız. Gereksiz yere riske girmeyiniz.

2. Her hamlenizin bir amacı olsun.

3. Rakibinizin stilini biliyorsanız, bunu bir avantaj olarak kullanınız. Fakat sonuç olarak, rakibe göre değil, tahtadaki konuma göre oynayınız,

4. Rakibinizin hamlelerini önemsemezlik etmeyiniz.

5. Gereksiz şah çekmekten kaçınınız. Yalnızca anlamlı olduğunda şah çekiniz.

6. Bütün tehditlere karşılık veriniz. Bunu, kendi konumunuzu geliştirmeye veya karşı tehdit yaratmaya çalışarak yapınız.

7. İnisiyatif için oynayınız. İnisiyatif sizdeyse, koruyunuz. Sizde değilse ele geçirmeye çalışınız.

8. Taş değişimi yaparken, en az verdiğiniz taş kadarını almaya çalışınız.

9. Eğer başka önemli bir neden yoksa, taş değişimine, en düşük değerli taşınızla başlayınız.

10. Kayıplarınızı en azda tutunuz. Eğer taş kaybına uğradıysanız, bunun mümkün olan en az sayıda olmasına dikkat ediniz.

11. Büyük bir hata yaptıysanız, mücadeleyi bırakmayınız. Rakibiniz avantajlı duruma geçtikten sonra rahatlayıp gevşeyebilir; bu da oyunu kurtarmanızı sağlayacaktır.

12. Kayıp pozisyonda değilseniz, rakibinizin, tehdidinizi göz ardı edeceğini umarak asla riskli hamleler yapmayınız. Eğer yaparsanız bu kez kaybedecek bir şeyiniz kalmaz.

13. Kendi güçlerinize güveniniz. Rakibinizin hamlesinin amaçsız görüyorsanız, herhangi bir amacı olmadığını varsayınız.

14. Nedensiz taş fedası yapmayınız.

15. Bir fedayı kabul ya da reddetme durumunda kararsız kaldıysanız, kabul ediniz.

16. Çok Sayıda taşla atak yapınız. Saldırınızı bir ya da iki taşla yapmayınız.

17. Çifte saldırı olanaklarını araştırınız.

18. Merkezde hakimiyet kurmak, işgal etmek ve hakimiyetinizi korumak üzere oynayınız.

19. Merkezde, piyonlarınızla mücadele ediniz.

20. Dikkatsiz piyon hamleleri yapmayınız. Açılışta, gerekli olan en az piyon hamlesiyle gelişiminizi tamamlayınız.

21. Yapılabiliyorsa, her iki merkez piyonunu iki kare sürünüz.

22. Açılış sistemi aksini gerektirmiyorsa açılışta ilk hamlelerde yalnızca merkez piyonlarınızı oynayınız ( e4 ya da d4 ).

23. Merkez piyonlarınızı bir kare sürerek Fillerinizi tıkamadan önce, Fillerinizi geliştirmeye gayret ediniz.

24. Taşlarınızı hızlı bir şekilde geliştiriniz, (mümkünse merkeze doğru: Özellikle de Atları merkeze doğru geliştiriniz, aksi halde “Kenardaki Neşesiz” olarak kalırlar)

25. Yalnızca gelişmiş olmak için değil, amaçlı bir şekilde gelişiniz.

26. Tempo ( hamle ) kaybına uğramayınız. Her hamlede yeni bir taşınızı geliştirmeye çalışınız. Nedensiz yere, açılışta bir taşı iki kez üst üste oynamayınız.

27. Taşlarınızı tehditlerle geliştiriniz, fakat yararsız tehditler yapmayınız.

28. Öncelikle hafif taşlarınızı geliştiriniz. şah kanadındaki taşlarınızı, vezir kanadındakilerden daha önce geliştiriniz. Önce Atları daha sonra Filleri geliştiriniz.

29. Taş değişimleri esnasında gelişmeye çalışınız.

30. Gelişimde büyük bir avantaj elde etmek için saldırınız.

31. Açılışta bir piyon kazanmak niyetiyle Vezirinizi oyun dışında bırakmayınız.

32. Oyunun doğal gidişi bunu gerektirmedikçe, açılışta Vezirinizi oyuna çok erken çıkmayınız.

33. Taşlarınıza mümkün olduğunca fazla faaliyet alanı sağlamaya çalışınız.

34. Açık hatları ele geçiriniz.

35. Kalelerinizi açık hatlara veya açılma olasılığı olan hatlara gelecek şekilde geliştiriniz.

36. Erken rok yapınız.

37. Rakibinizi rok yapmasını engellemeye çalışınız. Özellikle açık oyunlarda rakip şahı merkezde kıstırmaya çalışınız.

38. Rakibinizin taşlarını açmaza alınız. Kendi taşlarınızın açmazda kalmasını önleyiniz.

39. Açmazdaki taşı, karlı bir değişim olmadıkça almayınız. Mümkünse açmazdaki taşa bir taşla daha saldırınız; Özellikle piyonlarla.

40. Rok yaptıktan sonra Şahınızın önündeki piyonları nedensiz yere oynamayınız.

41. Rakip şaha saldırırken onun etrafında, bir hedef kare seçiniz.

42. Uygunsa, seçtiğiniz hedef kareler, karşılığı olmayan filinizin renginde olsun. ( Filler, yalnızca bir renkteki kareleri kontrol ederler. Siyah kareleri kontrol eden bir Filiniz varsa, rakibiniz de siyah renkli filini değişmişse, sizin siyah karelerde oynayan filiniz bu kareler için ”Karşılıksız Fildir.” )

43. Özellikle karşılığı olmayan filinizin rengindeki rakip karelerde taktik olanaklar araştırınız.

44. Fillerinizle atları erken değişmekten kaçınınız.

45. Hücum eden taşlarınızla batarya oluşturunuz. ( İki ya da daha fazla taşla aynı hat veya çapraz üzerinde saldırı gücü ) Vezir, ve Kalelerle aynı dikey ya da yataylarda; Vezir ve Fille aynı çaprazda hücum bataryası oluşturabilirsiniz.

46. Taktik aksini gerektirmedikçe, hücum takımında en önde en değersiz taşınız olsun.

47. Hamlelerinizin etkinliğini ve yoklayınız. Esnek oynayınız.

48. Bir hattın denetimini güçlendirmek için başlıca taşlarınızı bu hat üzerinde çiftleyiniz. ( Kaleleri ve/veya Veziri )

49. Açık ya da kapalı bir oyun oynayacağınızı belirleyip o doğrultuda oynayınız.

50. Genellikle açık oyunlarda Fillerinizi; bazen de kapalı oyunlarda Atlarınızı değişmeyecek şekilde oynayınız.

51. Filinizin hareket alanının geliştirmek için, piyonlarınızı Filinizin renginin aksi renkteki hanelere yerleştiriniz.

52. Zayıf hanelerinizin, rakibinizin kuvvetli filinin aksi renginde olmasına dikkat ediniz.

53. Anlamlı bir nedeniniz olmadığı sürece, taş bakımından kuvvetliyseniz veya saldırıya uğruyorsanız taş değişimine gidiniz; Taş gerideyseniz veya saldırıyorsanız değişimden kaçınınız.

54. Bir plan yapınız ve planınızı değiştirmeyiniz. Ta ki bu planı değiştirmek zorunda olduğunuzda değiştiriniz.

55. Alan kazanmak için, genellikle, zaman harcamalısınız.

56. Konum sıkışıksa, taş değişimiyle konumu açınız.

57. Kötü aletlerinizle rakibin iyi konumdaki aletlerini değişmeye çalışınız.

58. Tahtadaki konum sakinse, planınınızı gizleyiniz ve yansız hamleler yapınız.

59. Alan kazanmak veya hatları açmak için piyon sürünüz.

60. Merkez tıkalı ise, otomatik olarak rok yapmayınız.

61. Gelişimde gerideyseniz, oyunu kapatmaya çalışınız.

62. Küçük avantajları biriktirmeye çalışınız.

63. Yedinci (ikinci) yatayı, özellikle kalelerinizle ele geçirmeye çalışınız.
64. Analitik (çözümsel) yöntemi kullanınız. Eğer ne yapacağınızı bilmiyorsanız, ilkin konumu değerlendiriniz; daha sonra, değerlendirmenize uygun soruları sorunuz.

 

 

Tek hamlede matlar İki hamlede matlar Üç hamlede matlar Garry Kimoviç Kasparov kimdir ?

Robert James (Bobby) Fischer Jose Raul Capablanca Karpov

Mehmetcik ilköğretim Okulu Satranç Kulübü satranç soruları 1

Kasparov VS Karpov in Lyon 1990
http://video.google.com/videoplay?docid=-123587302886162278#

Karpov- Topalov 1994
http://www.youtube.com/watch?v=6k4lks1rSVA&feature=player_embedded#!

Satranç Efsaneleri Satranç Sözleri

Çocuklar için Tübitak satranç köşesi


- Tahta ve Taşlar
. - Kale
. - Fil
. - Vezir
. - At
. - Şah
. - Piyon



- Şahta
- Tipik Matlar
- Pat
- Piyon Terfisi
- Geçerken Almak
. Kazanç ve Berabere

- Okumak ve Yazmak
- Taşların Değerleri
- Taş Alış
- Saldırı ve Savunma
. - Mat Etmek
. - Temel Açılış Prensipleri
. - Merdiven Matı

 

Dünya Satranç Şampiyonları

Wilhelm Steinitz 1886 - 1894 Çekoslavakya

Emanuel Lasker 1894 - 1921 Almanya

José Raúl Capablanca 1921 - 1927 Küba

Alexander Alexandrovich Alekhine 1927 - 1935

1937 - 1946 Rusya

Machgielis (Max) Euwe 1935 - 1937 Hollanda

Mikhail Moiseyevich Botvinnik 1948 - 1957
1958 - 1960
1961 - 1963 Rusya

Vasily Vasilievich Symslov 1957 - 1958 Rusya

Mikhail Nekhemievich Tal 1960 - 1961 Rusya

Tigran Vartanovich Petrosian 1963 - 1969 Rusya

Boris Vasilievich Spassky 1969 - 1972 Rusya

Robert James (Bobby) Fischer 1972 - 1975 Amerika

Anatoly Evgenievich Karpov 1975 - 1985
1993 - 1999 (FIDE) Rusya

Garry Kimovich Kasparov 1985 - 1993
1993 - 2000 (ACP) Rusya


Alexander Khalifman     1999 - 2000 (FIDE) Rusya

Vladimir Kramnik       2000 - 2006 (FIDE) Rusya

Viswanathan Anand  2000 - 2002 (FIDE) Hindistan

Ruslan Ponomariov  2002 - 2004 (FIDE) Ukrayna

Rustam Kasımdzhanov  2004 - 2005 (FIDE) Özbekistan

Veselin Topalov  2005 - 2006 (FIDE) Bulgaristan

Vladimir Kramnik  2006 - 2007 (FIDE) Rusya

Viswanathan Anand  2007- Hindistan

 

<!--[endif]-->

Satranç Oyununun Yazılması ve Okunması

Satranç oyununun hamle hamle yazılmasına notasyon denir. Satrançta notasyon tutulması geçmişte oynanmış olan oyunları günümüze aktardığı gibi günümüzde oynanan oyunları da geleceğe taşımamıza neden olur. Hamlelerin kaydedilmesi olan notasyon olmasaydı, satranç teorisinden söz etmek mümkün olmazdı. Notasyon özel olarak hazırlanmış notasyon kağıtlarına yazılır.

Satrançta oyunların nasıl yazıldığını ve nasıl okunduğunu bilmek bazı yararlar sağlar. Turnuvalarda oyunların yazılması yani notasyon tutulması zorunludur. İlerlemek için kitap ve dergilerde yayınlanan bilgileri ve oyunları izlemek gerekir. Her oyuncu kendi oyunlarını zaman zaman inceleyerek hatalarını öğrenmelidir.

Biz burada Uluslar arası Satranç Federasyonunun (FIDE) 1977 yılında Ocak 1981 ‘ den geçerli olmak üzere kabul ettiği ve Türkiye Satranç Federasyonunun yayınladığı kitaplarda uyguladığı notasyon bilgilerine yer vereceğiz.

Notasyon tutulurken aşağıda göreceğimiz gibi bazı kısaltmalar kullanılmaktadır.

Satrançta hamleri kaydetmek için işte bu cebirsel notasyonu kullanırız. Günümüzde kullandığımız kısaltılmış notasyon maçları yazmak ve incelemek için oldukça elverişlidir. Aşağıda notasyon için gerekli bilgiler yer alıyor.

Satranç tahtası 8 yatay ve 8 düşey sıradan oluşur. Yataylar 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8'e kadar numaralandırılır. Düşeyler de a, b, c, d, e, f, g, h şeklinde isimlendirilir.
 


Yukarıdaki diyagramda a, b, c, d, e, f, g, h, harflerinden oluşan 8 dikey ile, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 sayıları ile belirtilen 8 yatayın kesişmesi sonucu 64 kareden oluşan bir tahta görülmektedir. Her kareye önce harf sonra sayı olmak üzere bir harf ve rakamdan oluşan bir isim verilmiştir. Örneğin; 5 sayısı ile e harfinin kesiştiği karenin adı: e5’tir. Bunun gibi diyagramdaki 64 karenin ayrı ayrı adları oluşmuştur. a1, b2, h8 gibi. Kare isimlerinde önce harf sonra sayı belirtilmelidir.

Şimdi satranç taşlarının notasyondaki kısaltmalarını görelim.

  • Piyon dışındaki taşlar için baş harflerinden oluşan kısaltmalar kullanılır.
    Ş = Şah, V = Vezir, K = Kale, F = Fil, A = At. Piyon için herhangi bir kısaltma yoktur.
  • Birde yabancı dildeki kitapları incelerken veya internette satranç oynarken karşılaştığımız uluslar arası kısaltmalar vardır. Bunları da öğrenirsek en azından gerek internet ortamında ve gerekse yabancı dildeki kitaplara bakarken daha kolay anlama imkanı elde ederiz. Şimdi kısaca bunları da gösterelim.

Şah = K, Vezir = Q, Kale = R, Fil = B, At = N harfleri kullanılarak belirtilir.Yine burada piyonlar için herhangi bir kısaltma yapılmaz, sadece gittikleri karenin adı yazılır veya bir taşı alacaksa bulunduğu karenin harfi x işareti ve alınan taşın bulunduğu karenin adı yazılır. Örneğin; d3 karesinde bulunan bir piyon e4 karesindeki bir taşı alıyorsa dxe4 şeklinde yazılır.

  • Bir hamleyi belirtirken hangi taşın nereye gittiğini yazmak yeterlidir.
    Ae5: Atın e5 karesine gittiğini gösterir.
    • Piyonlar için sadece gidilen yer belirtilir.
      e4: e4 karesine piyonun gittiğini gösterir.
    • Eğer aynı kareye iki taş gidebiliyorsa o zaman taşların farklı olan konumları yazılır. Aynı yatayda iseler düşeyleri, aynı düşeyde iseler yatayları, farklı düşey ve yataylarda ise düşeyleri belirtilir.

    • Örneğin:
      a1'de ve h1'de duran kalelerden a düşeyinde olanı d1 karesine gitmişse Kad1 şeklinde yazılılr.a1'de ve a5'te duran atlardan 5. yataydaki b3'e gitmişse A5b3 şeklinde yazılır.g6'da ve f3'te duran atların ikisi de e5 karesine gidebilir. g6'daki atın hareketi için Age5 ve diğer atın hareketi için Afe5 kullanılır.

Taş yerken, alan taşın ismi ile gidilen yerin arasına x işareti konulur.
Vxd3: Vezir d3 karesine gitmiştir ve oradaki bir taşı yemiştir.

    • Piyon taş alırken, piyonun bulunduğu düşey belirtilip x işaretinden sonra gittiği yer yazılır.
      exc4: e düşeyindeki piyon c4'e gelerek bir taş yemiştir.
    • Eğer bir piyon geçerken taş almışsa gidilen yer yazılıp sonuna  e.p. yazılır. (e.p.: en passant)
      (dxc6 e.p.)
      : d sütunundaki piyon c6'ya gelirken geçerken almıştır.
  • Şah çekilince hamlenin sonuna + işareti konulur.
    Fg3+: Fil g3'e gelerek şah çekmiştir.
  • Piyon terfisinde, piyonun gittiği son kareden sonra terfi etiği taş yazılır.
    g8V: Piyon g8'e gelerek vezire dönüşmüştür.
  • Kısa rok için 0-0, uzun rok için 0-0-0 kullanılır.
  • Beraberlik teklifleri, yapılan hamleden sonra = konularak belirtilir.
  • Mat için hamleden sonra ++ veya # işaretleri konulur.

Kullandığımız bazı kısaltmalar ve işaretler topluca şunlardır:

 


 

 

 

Burada dikkat edilecek husus her bir oyuncunun yaptığı hamle yarım hamle kabul edilir Yani her iki oyuncunun birer hamlesiyle bir hamle tamamlanmış oluır. Yukarıdaki diyagramda her bir oyuncu 11 hamle yapmıştır.

 

Notasyonlu Bir Analiz;

 

Şimdide oynanmış bir oyunun notasyonuyla birlikte analizi. Notasyon bilinmeden bu analizi anlamak mümkün olmaz. İşte notasyon sayesinde bu tür analizlerden yararlanabiliriz.

 

Kasparov,G - DEEP JUNIOR
1.
d4 d5 2.c4 c6 3.Ac3 Af6 4.e3 e6 5.Af3 Abd7 6.Vc2 Fd6 7.g4 Vezir piyonu açılışları içinde beklenmedik bir hamle 7...dxc4 Kitap hamlesi .8.Fxc4 b6 Oyuncular açılış kitabından çıkıyorlar, bu hamle büyük ihtimalle en iyi hamle değil . Bu hamle hazırlıklar sırasında dikkate alınmamıştı ve Junior şimdi açılış kitabı dışında rastgele oynuyor 9.e4 e5 Junior bu hamle için 25 dakika düşündü. Ekran siyahlaşınca ufak bir panik yaşandı. Tam bilgisayarı yeniden başlatırken birisi ekran koruyucunun devreye girmiş olabileceğini belirtti. Deep Junior bu pozisyondan hiç hoşlanmadı. Bu pozisyon için yaklaşık 0.70 puan verdi ve bu hiçbir zaman iyileşmedi. Fb7 alternatifi oldukça büyük karmaşıklıklar doğurur. Junior çok fazla zaman harcadı ama ilginç c5 hamlesini dikkate almadı. 10.g5 Ah5 11.Fe3 O-O 12.O-O-O Vc7 13.d5 Kasparov bu hamle için yarım saat harcadı.13...b5 tam bir Junior hamlesi. Tavsiye edilen devam yolu: c5 Junior, tarafından kayba gittiği gösterildi [13...Bb7 14.dxc6 Bxc6 15.Nb5 Bxb5 16.Bxb5 Nc5 17.b4 Ne6 18.Qxc7 Bxc7 (or Nxc7) siyah için daha iyi olabilir, ama çok fazla değil ve vezirlerin tahtada olmadığını düşünürsek çok fazla pratik şans yok]14.dxc6 bxc4 15.Ab5 Vxc6 16.Axd6 Fb7 Deep Junior bu hamle için 35 dakika harcadı. Bir turnuvada harcadığı en fazla zaman! Nedeni tabiki vaziyetin kötüleşmesi 17.Vc3 Kae8 Göründüğü gibi bu umutsuzluk hamlesi değil. e5i kaybetmektense Deep Junior değişim karşılığında insiyatifi veriyor. 18.Axe8 Kxe8 19.Khe1 Vb5 20.Ad2 Kc8 21.Sb1 Af8 22.Sa1 Ag6 Yetersiz ve çok geç. Junior ın bu denemeleri birşey kazandırmıyor. Kasparov'un bu partiyi ele alışı oldukça etkileyici.Bu basit bir tekniğin oldukça üzerinde ve bahse girerim ki birçok büyükusta bunu başaramazdı. 23.Kc1 Fa6 24.b3 Çöküş. Junior değişimi kaybediyor ve kötü bir pozisyona razı oluyor.24...cxb3 25.Vxb3 Ka8 26.Vxb5 Fxb5 27.Kc7 Siyah terk eder
1-0

Aşağıda bir notasyon kağıdı görüyorsunuz. Şimdi bir uygulama yaparak yukarıdaki Kasparov,G – DEEP JUNIOR oyonunu bu notasyon kağıdına aktaralım. Hayali bir

turnuva kağıdı olarak bu notasyon kağıdını dolduruyoruz.

 

 


Beyaz oyuncunun kazandığı bir oyunun notasyonunu yukarıda görüyorsunuz. Bu bir oyuncunun tuttuğu notasyondur. Aynı şekilde diğer oyuncuda bu notasyonun aynısını tutmak zorundadır.

A
Açık hat: Üzerinde er bulunmayan dikey.
Açarak Şah: Bir taşın oynayarak, diğer bir taşın önünü açarak şah çekmesi.
Açmaz: Yerinden kaldırılınca kendi Şahını rakibin atağına açık bırakan bir alet veya bir erin durumunu anlatan deyimdir.
Ağır Taşlar: Vezir ve Kaleler.
Ağır Parti: Tarafların iki saat civarında zaman aldıkları oyun tarzı.
Aletler: Sah ve erler dışındaki taslara verilen isim.
Aktif Satranç: Taraflara verilen toplam sürenin 30 dakika olduğu oyunlar.
Armageddon: Eleme usulü maçlarda eşitlik bozulmayınca Siyahın 5 Beyazın ise 6 dakika aldığı oyun tarzıdır. Berabere halinde beyaz maçı kaybetmiş sayılır.
Askılı Erler: 4. yatayda olan, diğer erler tarafından desteklenmeyen ve geçer olmayıp yarı açık hatta bulunan yan yana iki ere verilen isim.
Ajurne: Oyunun sonra devam edilmek üzere ertelenmesi .
Azınlık Akını: Er sayısının rakipten az olduğu kanatta bir veya daha fazla er sürüsüyle saldırı düzenlemek.

B
Bekleme Hamlesi: Taraflardan birinin kendi pozisyonu değişikliğe uğratmayacak bir hamle yapması.
Boğmaca Matı: Şahın kendi taşlarıyla sıkıştırılması sonucunda At'la yapılan mat

C
Caissa ("Kaisa"):
Mitolojide satranç ilahesi.
Çatal: Bir erin iki taşa karşı aynı anda saldırısı.
Çifte Şah: Bir taşın hareketiyle hem kendisinin hem de önünü açtığı taşın şah çekmesi durumu.
Çifte Vuruş: İki tehdit birden yapılması. Çifte tehdit de denebilir.
Çoban Matı: Oyunun ilk hamlelerinde Vezir ve Fil ile f7 ve f2 kareleri üzerinde yapılan mat.

D
Daimi Şah:
Sürekli şah veya devamlı şah. Şahlardan birinin rakibin şah tehditlerinden doğru oynanması halinde kurtulamama durumu.
Değişme: Tarafların taş alıp vermeleri.
Diyagram: Satranç konumlarının bir şekilde gösterilmesi.
Döner Turnuva: Turnuvadaki tüm oyuncuların birbiriyle oynadığı turnuva sistemi.
Duble Erler: Bin geç erler. Ayni renkte iki erin bir dikey üzerinde bulunması.
E
ECU:
Avrupa Satranç Birliği.
Elo: Fide’nin uyguladığı rating sistemi.
En Passant ("e.p" "Geçerken"): İlk karesinde bulunan bir Piyonun iki sürülmesi sonrası, yan yana pozisyon elde ettiği rakip Piyon tarafından alınabilmesi durumu.
Er zinciri: Bir çapraz üzerinde ayni renkten birkaç erin sıralanmasıdır.
Etüd: Taraflardan birinin (genelde beyazlardır)oyunu kazanmak veya beraberliği sağlamak zorunda olduğu özel dizilmiş bir durumdur.
F
Feda: Belli bir amaç uğruna taraflardan birinin sahip olduğu tastan vazgeçmesi.
FIDE: Uluslararası Satranç Federasyonu.
Fianchetto: Filin büyük çapraz üzerinden gelişmesi.
Fischer Satrancı: Erlerin yine ön tarafta olduğu ve gerideki taşların her oyunda farklı konumda dizildiği satranç.
Fischer Saati: Zaman sıkışıklığını engellemek amacıyla her hamlede belli miktar zaman ekleyen saat.
FM: Fide Master, Fide Ustası
Fora: Daha kuvvetli oyuncunun rakibine verdiği materyal avantajı.
G
Gambit: Hızlı gelişim veya başka sebeplerle er veya taş feda edilmesi.
Geçer Piyon: İlerleyişi rakip Piyon'larla engellenemeyen Piyon
Geri Er: Bir er zincirinde bir başka er tarafından korunulamayan erdir.
Giyotin Sistemi: Tarafların tüm zamanının başta verilen zamanla sinirli olduğu oyun tarzı.
GM: Grand Master, Büyükusta
H-İ
Hafif Taşlar: Filler ve Atlara verilen genel isim.
IM: International Master, Uluslararası Usta.
ICCF: Uluslararası Yazışmalı Satranç Federasyonu.
İsviçre Sistemi: Çok sayıda oyuncuların katıldığı turnuvalarda es puanlı oyuncuları birbiriyle eslendirme esasına dayalı turnuva sistemi.
J'adoube ("Jadub"): Herhangi bir taşı düzeltirken, oynama zorunluluğunda kalmamak için söylenen söz. Düzeltiyorum anlamına gelir.
K
Kalite:
Kale ile hafif bir figür arasındaki kuvvet farkı. Bir hafif aleti rakibin Kalesiyle değişmeye kalite kazanmak denir.
Kanat: Satranç tahtası iki kanattan oluşur. Vezirin bulunduğu yarıya Vezir kanadı, Şah’ın bulunduğu yarıya Şah kanadı denir.
Knock-out sistem: Eleme usulü satranç turnuvası.
Kombinezon: Hamle zorunluluğu içeren ve içinde feda olan hamle serisi.
Kompansasyon: Feda edilen taşa karşı elde edilen girişim üstünlüğü.
Konumsal Satranç: Sırf hesaplamaya dayalı değil de uzun vadeli değerlendirmelere dayalı oynanan satranç.
Karşı Saldırı: Saldırıyı savunmadaki tarafın saldırıyla yanıtlaması.
Konsültasyon (Danışma) Partileri: Tarafların (veya yalnız bir tarafın) 2–3 kişi tarafından oluşturulduğu oyunlara denir.
Körleme: Tahtaya bakmadan, notasyon aracılığıyla oynanan oyun.
M
Manevra: Figürleri daha iyi konumlara getirebilmek veya rakip kampta bir takım zayıflıklar yaratmak amacıyla yapılan taş dolandırımına denir.
Mat Ağı: Şahın, açık bir yerde, mat tehlikesini içeren kuvvetli hücumlara uğramasıdır.
Materyal: Taşlar için kullanılan genel ifade.
Medyan: Turnuva sonunda es puan ile bitiren oyuncular arasında eşitlik bozma sistemi.
Merkez: d4, d5, e4, e5 karelerine verilen ad.
N
Notasyon:
Bir oyunun, daha önceden belirlenmiş koordinat kurallarına göre yazılması.
Norm: Belli bir başarının FIDE tarafından onaylanması.
O
Olimpiyat: İki yılda bir oynanan uluslararası takım dünya birinciliği.
Opozisyon: Oyun sonunda iki şahın özel bir konumda bulunması.

P-R
PGN: Portable Game Notation. Oyunları izlettiren programlarda kullanılan bir tür notasyon yazma sistemi.
Piyon: Er
Problem: Taraflardan birinin mat ettiği düzenlenmiş konumlar.
Rating: Satrançta oyuncuların seviyesini belirleyen puan sistemi.

S-Ş
Saptırma: Taşın savunmadan veya görevinden uzaklaştırılması.
Satranç Körlüğü: Açık, basit bir hamlenin oyuncunun gözünden kaçması.
Simültane: Çok masa gösterisi. Bir ustanın pek çok sayıda rakibe karşı ayni zamanda oynamasıdır.
Solkoff: Turnuva sonunda eş puan ile bitiren oyuncular arasında eşitlik bozma sistemi. Eş puanla bitiren oyuncuların oynadıkları rakiplerin puanları toplanır.
Sütun: Dikey
Şah Çekme: Kiş çekme
T
Taşlar: Sah, Vezir, Kale, Fil, At ve erlerin tümünü kaplayan bir deyimdir.
Tempo: Tempo kaybı zaman kaybını ifade etmek için kullanılır.
Terfi: Erin (Vezir, Kale, Fil veya At) çıkması.
TSF: Türkiye Satranç Federasyonu. www.tsf.org.tr
Tuşe: Dokunduğu taşı oynama gerekliliği.
U-V
UKD: Ulusal Kuvvet Derecesi. Türkiye’de kullanılan rating sistemi.
Varyant: Sürdürüm veya devam yolu. Belli bir amacı güden hamle zinciri.
Y
Yarı Açık Hat: Üzerinde yalnız bir er bulunan dikey.
Yazışmalı Satranç: Tarafların e-posta yoluyla oynadığı satranç.
Yıldırım Oyunu: Taraflara genelde en çok 5 dakikanın verildiği hızlı oyun tarzı.

Zayıf Kare: Rakip aletlerin hücumu karşısında savunulması zor olan karelerdir. Genelde bu tür kareler er desteğinden de yoksundurlar.
Zeitnot (Zaman kıtlığı, Tzaytnot): Saatle oynanan oyunlarda zaman sıkışıklığını ifade için kullanılır.
Zugzwang (Almanca, tsugtsvang): Oyun sırasında bir hamle yapmak gerekliliğinin çekinilecek olduğu durumlara denilir

Satrançta Kısa Mat Örnekleri

1- İki Hamlede Mat

 

(1)g4-e5 (2)f3-Vh4++

 

2- Üç Hamlede Mat

 

(1)e4-f6 (2)d4-g5  (3)Vh5++

 

3- Dört Hamlede Mat

 

(1)e4-e5 (2)Fc4-Fc5  (3)Vf3-Ac6   (4)Vf7++ (Çoban Matı)

 

4- Altı Hamlede Mat

 

(1)e4-c6 (2)d4-d5  (3)Ac3-dxe4   (4)Axe4-Ad7  (5)Ve2-Agf6  (6)Ad6++

 

5- Altı Hamlede Mat

 

(1) d4-Af6 (2)Ad2-e5  (3)dxe5-Ag4   (4)h3?-Ae3  (5)fxe3-Vh4  (6)g3-

 

Vxg3++

 

6- Yedi Hamlede Mat

 

(1)e4-e5 (2)f4-exf4  (3)Af3-d5   (4)Ac3-dxe4  (5)Axe4-Fg4  (6)Ve2-Fxf3

 

(7) Af6++

 

 

7- Yedi Hamlede Mat

 

(1)e4-e5  (2)Af3-d6  (3)Fc4-Fg4   (4)Ac3-g6  (5)Axe5-Fxd1  (6)Fxf7+ - Şe7

 

(7) Ad5++

 

 

8- Sekiz Hamlede Mat

 

(1) e4-c6 (2) d4-Af6  (3) Fd3-d5   (4) e5-Ad7  (5) e6-fe6  (6) Vh5+ -g6

 

(7) Vg6-hg6  (8) Fg6++

 

9- Sekiz Hamlede Mat

 

(1) e4-e5 (2) Af3-Af6  (3) Ae5-Ac6   (4)Axc6-dxc6  (5) d3-Fc5  (6) Fg5-

 

Axe4 (7) Fxd8- Ff2+(8)Şe2- Fg4++

 

10 - Sekiz Hamlede Mat

 

(1) d4-f5 (2) Fg5-h6  (3) Fh4-g5   (4) Fg3-f4 (5) e3-h5  (6) Fd3-Kh6

 

(7)Vxh5+-Kh5(8)Fg6++

 

 

11- Dokuz Hamlede Mat

 

(1) e4-c6 (2) d4-d5  (3) Ac3-de4   (4) Ae4-Af6  (5)Vd3-e5  (6) de5-Va5+

 

(7) Fd2-Ve5  (8) 0-0-0-  AxA  (9) Bu oyunun devamını siz bitiriniz. Başarılar

 

 

J.Blackbourne (1841 – 1924) defalarca İngiltere şampiyonu olmuştur. Onun hesaplarına göre 50 yıllık satranç hayatında 50 bin maç yapmıştır. Bir tüccarın oğlu olan Jouzef, 17 yaşında ticari faaliyetleri bırakarak kendisini tamamen satranca adamış biridir.Kuvvetli bir kombinezon oyuncusu olan Blekborn için rakipleri ona “Kara ölüm” lakabını takmışlar. Esasen Blackbourne ingilizcede “Kara Yakıcı” demektir.

--------------------------------------------------------------------------------

Moskova’da satranç severler, zamanın büyük oyuncularından biri olan Mikhail Chigorin ile karşılaşıyorlar. Ona, 14 yaşındaki Aleksander Alekhin’i gelecek vaat eden bir genç olarak tanıtıyorlar. Alekhin’e kendi oyunlarından birkaçını göstermesini rica ediyor Chigorin. - Hayır efendim, izin verin de sizin takdire değer oyunlardan herhangi birini göstereyim -diyor genç Alekhin. O zaman Chigorin ona, Laskere karşı kazandığı oyunlardan bir tanesini göstermesini söyler. 14 yaşındaki Alekhin tüm partiyi ezbere tahta üzerinde anlatmış. Chigorin hayretler içerisinde: - Pekala, 20 sene önce oynadığım oyunu canlandırabilir misin? ve Chigorin oynadığı rakibin adını vermiş. - Tabi ki – cevap vermiş Alekhin – bu partide sizin mükemmel kombinasyonunuz nasıl unutulabilir? Maçı baştan sona kadar hiç hatasız tekrar etmiş. Daha sonra Alekhin kendi oyunlarından birkaçını göstermiş. Bütün hayatını satranca adayan Chigorin, bu genç adamda geleceğin şampiyonunu görüyor. Ona nasihatlarda bulunduktan sonra tekrar tekrar başarılar diliyor.

--------------------------------------------------------------------------------

Matematikçilerin hesaplarına göre iki Şah, satranç tahtasında 3612 değişik pozisyon yaratabilir; İki Şah ve piyonlar ile 167248 konum yaratmak mümkün olabiliyor; tüm satranç taşları ile 7 534 686 312 361 225 327 konum elde edilebilir.

--------------------------------------------------------------------------------

Biliyor musunuz ki, 4. Dünya şampiyonu Alekhin ile 5. Dünya şampiyonu Botvinnik arasında unvan maçı yapılmamış. Birinci nedeni,araya 2.Dünya savaşın girmesi ve ikinci neden ise 1946 yılında Alekhin’in ölümü. Satranç dünyası şampiyonsuz kalıyor ve FİDE o zamanın en kuvvetli altı oyuncu arasında turnuva düzenlemeye karar veriyor. Botvinnik, Smislov, Keres, Euwe, Reshevski ve Fayn davet ediliyor. Daha sonra Fayn çekiliyor ve böylece 5 büyükusta Dünya şampiyonluğu ünvanı için mücadeleye başlıyor. İlk iki tur Hollanda’da, son üç tur ise Moskova’da oynanıyor. Birinciliği Botvinnik kazanıyor ve dünya şampiyonu olarak ilan ediliyor.

--------------------------------------------------------------------------------
İki yaşlı adam evin yakınında satranç oynuyorlar. Bu esnada onlara çok yakın bir yerden cenaze arabası geçiyor. Hamle sırası onda olan oyunculardan biri ayağa kalkmış ve şapkasını indirmiş. - Ne oldu size? Oyunu niçin kestiniz? diye soruyor öteki. - Afedersiniz, derin nefes alarak ayağa kalkan – ne de olsa biz 30 yıldır karı koca idik.

--------------------------------------------------------------------------------

Ünlü amerikalı büyükusta Samuel Reshevski sadece satrançta değil, 7 yaşında iken yetenekleri ile çevresini de etkiliyormuş. Bir defa psikolog ona belli bir sırayla kare içine yerleştirilmiş 40 tane geometrik şekiller göstermiş. Küçük Samuel 4 dakika boyunca tüm şekilleri ezberliyor ve sonra aynı sırayla hiç hata yapmadan bütün şekilleri kağıda çiziyor. Bu büyükler için de çok zor olsa gerek!

--------------------------------------------------------------------------------

Rus imparatoru Pavel (1754 – 1801) satranç oynamayı çok seviyordu ve kendini de iyi oyuncu sayıyordu. Bir defa saraya imparator karşıtı ,satranç bilen bir mahkum getiriyorlar. İmparator Pavel onu sorguya çekmiş, ne için ceza aldığını sorgularken satranç oynayıp oynamadığını da sormuş. Mahkum bildiğini söylemiş. Üç oyun oynanmaya karar verilmiş. Oturmuşlar, oynamışlar ve üçünde de imparator kaybetmiş. - Onu serbest bırakın! – diye emretmiş Pavel – Böyle mükemmel bir satranç oyuncusu suçlu olamaz.

--------------------------------------------------------------------------------

Morphy – Paulsen maçı 1853 yılında satranç saati kullanılmadan oynanmış. Oyun 34 saat devam etmiş ve bu maçta sadece 34 hamle yapılmış. İlk satranç saati ise 1883 yılında ortaya çıkıyor.

--------------------------------------------------------------------------------

19 yüzyılın 70 –80 yılların en güçlü oyuncusu Yohaness Tsukertort(1842-1888) 12 dil biliyordu – Almanca, İngilizce, Fransızca, Rusça, İspanyolca, Lehçe, İtalyanca, Arapça, Latince, Eski Yunanca, Eski İbranice ve Esperanto. Böylece her gittiği yerde kolayca temas kurabiliyordu.

--------------------------------------------------------------------------------

1960 yılında Mikhail Tal, Botvinnik’i yenerek 8. Dünya şampiyonu oldu. İleri gelen satranç oyuncuları arasında Tal’ın müthiş bir hafızaya sahip olduğu biliniyordu. Bir 38 masalı gösteri maçında Tal 37 maçı kazanıyor ve sadece bir tanesini Mayer adında birine kaybediyor. Maçtan sonra bu oyuncu Tal’a yaklaştığında: - Biliyor musun – demiş Tal – oyunun bir yerinde ben maçı kazanabilirdim! Mayer hayretle sormuş : - Nasıl, Siz oynadığımız maçı ezbere mi biliyorsunuz? - Ben bu simultanede oynadığım oyunların hepsini ezbere biliyorum – demiş Tal. Kağıt, kalem aldıktan sonra hiç satranç tahtasına bakmadan tüm 38 oyunun notasyonunu yazmış.

--------------------------------------------------------------------------------

Lasker, İngiltere’de tesadüfen tanımadığı biriyle satranç oymamış ve tabi çok çabuk kazanmış. - Siz çok garip oynuyorsunuz – işaret etmiş Lasker – bu maçta siz bir defa bile At ile oynamadınız! - Bu şunun içindir ki, ben daha At hamlesini öğrenemedim – diye cevap vermiş rakibi.

--------------------------------------------------------------------------------

Kübalı Capablanca ( 1888-1942) 1921 yılında Lasker’i yendikten sonra üçüncü Dünya şampiyonu olarak tarihe geçiyor. Altı yıl,1927 yılına kadar,dünyanın en kuvvetli satranç oyuncusu olarak zirvede kalıyor. Satrancı 4 yaşında öğrenen Raul Capablanca 5 yaşına iken önce babasını, sonra da babasının arkadaşını yeniyor.

--------------------------------------------------------------------------------

Alekhin, sık sık oyunlarını satranç tahtasına hiç bakmadan oynuyormuş. 1916 yılında Moskova’da bir simultane maçında 37 kişiyle körleme oynamış. Oyunların 28'ni kazanmış, 6 tanesini berabere bitiyor ve sadece 3 maçını kaybediyor. Daha sonra Serpuhovo şehrinde verdiği simultanede 40 kişiyle yine körleme oynuyor ve 32 maçı kazanç, 4’ü berabere ve 4’ü mağlubiyetle sonuçlanıyor. Körleme oyunlarda dünya rekoru Macar büyükusta Yanoş Fleş’e ait. Alekhin’den yıllar sonra verdiği simultanede Fleş 52 kişiyle aynı anda körleme oynuyor. Tahtalara hiç bakmadan Büyükusta 31 maçı kazanıyor, 18 berabere ve sadece 3 maçı kaybediyor. İnanılmaz bir rekor!!

--------------------------------------------------------------------------------

Güzellik ödülü Macar büyükusta Gideon Barsa’nın dış görünüşü kendi özel hayatında olduğu gibi matematikçi görünümüne sahipmiş. Uzun boylu, zayıf ve bir o kadar da çirkin. En güzel parti ödülünü kazandığı bir turnuvadan dönüş sırasında şöyle bir olay yaşanmış. Eşyasını kontrol eden gümrükmemuru, mermerden yapılan heykelciği görünce bunun ne olduğunu sormuş. Büyükusta güzelliködülü kazandığını söyleyince,gümrük memuru bir ödüle ve bir de ustaya baktıktan sonra: Diğerlerinin nasıl olduğunu tahmin edebiliyorum! - demiş.

--------------------------------------------------------------------------------

Dünya şampiyonluğu rövanş maçını kaybettikten sonra Capablanca, satranç oyununa yeni bir taşın girmesini öneriyor. Bu yeni taş hem Vezir, hem de At gibi hareket edebilecek ve adı da Marshal (mareşal) olacak. Amerikalı büyükusta Frank Marshall bu fikri duyunca Capablanca’ya teşekkür etmiş ve: ”Yinede o bu yeni taşa kendi adını versin” demiş. Sonuçta ”marshal” taşı hiçbir zaman turnuvalarda görülmemiş.

--------------------------------------------------------------------------------


KİMİN ŞANSI DAHA YÜKSEK

Eski Dünya şampiyonlarından Mikhail Tal hazır cevap biriymiş ve gazetecilerin sorduklarına hemen cevap veriyormuş. Maja Chiburdanidze bayanlar arasında Dünya şampiyonu olduktan sonra,Tal’a sormuşlar:- Maja’nın erkekler arasında dünya şampiyonu olma şansını nasıl değerlendiriyorsunuz? Tal hemen cevap vermiş:- Benim bayanlar arasında şampiyon olmamdan onun erkekler arasında şampiyon olma şansı daha yüksek!

--------------------------------------------------------------------------------

Mutlu an Bagio’da, Korçnoy ile oynadığı dünya şampiyonluk maçını kazandıktan sonra Karpov ülkesine (eski Sovyetler Birliği) muhteşem bir dönüş yapıyor. Onu bir kahraman gibi karşılıyorlar. Tüm ülkede onun karşılanması olay oluyor. Uzaya çıkan Gagarin gibi karşılanıyor. Etrafını çevreleyen parti çalışanları, KGB ajanları ve spor uzmanları arasında Karpov, televizyon kameraları önünde “satranç canisini” nin nasıl hakkından geldiğini anlatıyor. VİP salonuna karşılama töreni için geçerken, spor yorumcusu Maslachenko, Karpov’un kulağına eğilerek: ”Anatoliy, Leonid İliç Brejnev’in (Politbüro 1. sekreteri) gönderdiği telegraf hakkında niçin hiçbir şey söylemediniz” diyor. Karpov renkten renge geçiyor, çünkü ertesi gün gazetelerin onun ve satranç hakkında hiçbir şey yazmayacağını çok iyi anlıyor. Maslachenko: “Heyecanlanmayın, ben size bir soru daha soracağım ve gerekeni yapacağım”, diyor ve TV yorumcusu ek soruyu soruyor: - Söyleyin Anatoliy Evgenieviç, Bagio’da yaşadığınız en mutlu an hangisiydi? - Samimiyetle itiraf etmeliyim ki, - dinç bir sesle şampiyon konuşmaya başlıyor – ülkemden uzak olduğum günlerde benim için en mutlu an, Leonid İliç’ten aldığım tebriktelegrafı oldu. Partime, hükümetime ve bizzat yoldaş Brejnev’e............... diyerek tam 5 dakika Karpov bütün sevgisini dökmüş. Bu arada kameramanlar da özel efektlerle bu söylenenleri desüslemiş. Bir saat sonra haber programı”Vremya” Karpov’un reportajı ile başlıyor ve ilk sorulan soru Şampiyonun yaşadığı en mutlu an sorusu oluyor.

--------------------------------------------------------------------------------


OLMUŞ OLMAMIŞ ŞEYLER

Büyükusta Osip Bernşteyn (1882-1962) çok zeki bir insandı. Bir gün, 60 yıllık başarılı bir satranç kariyerin sonlarına doğru, Büyükusta O’Kelli ile sohbet ediyordu. O’Kelli 20 yaş daha gençti. -Biliyor musun,ben Lasker, Capablanca ve Alekhin’e katıldıktan sonra (yani öbür dünyaya göç ettikten sonra) onlar beni kıskanacaklar, diyordu. - Niçin? – merakla sordu O’Kelli.- Çünkü ben birçok açılış yeniliklerini biliyorum, onların ise bunlardan haberi yok!-açıklamasını yapıyor büyükusta.

--------------------------------------------------------------------------------

Zigbert Tarash çok yetenekli bir çocuk olarak yetişiyor.Kendisi 6 yaşında iken bir defteri yazarak doldurmuş ve öğretmenine göstermiş. - Sen artık yazabiliyor musun? Harika! – diye haykırmış öğretmen – Fakat bu ne? Ben tek bir kelime bile anlayamıyorum bundan! - Tabi ki, bilemesiniz, bu Bilger’in kitabından İspanyol Açılışının ana varyantı – diye gururla cevap vermiş genç Tarash.
--------------------------------------------------------------------------------

ÇOCUKÇA
Yaş grupları turnuvasında, 1.tur başladıktan sonra,geç kalan çocuklardan biri 99.katılımcı olarak hakem masasına gidiyor. - Soyadın nedir? – diye soruyor hakem. - Tur - 1.Turun başladığını biliyorum,soyadını soruyorum - Tur, demiş yine çocuk Bu şekilde devam edebilirmiş,fakat masaya gelen Başhakem adını sormuş. - Artur , demiş çocuk. O zaman her şey anlaşılmış. Geç gelenin gerçek adı soyadı Artur Tur imiş !
--------------------------------------------------------------------------------

NE KADAR HAMLE YAPABİLİRİM 
Küçük çocuk ilk defa saatle oynanan bir turnuvaya katılıyor. Verilen süre içerisinde ne kadar hamle yapması gerektiğini soruyor antrenörüne. ”Ne kadar yapabilirsen”- diye ihmalkar bir cevap veriyor antrenör. Ve maç başlıyor. Beyaz ilk e4 hamlesini yapıyor. Bizim kahraman 1.......,e5 cevabından sonra sırayla Ac6, Af6, Fc5, Vezir kanadını geliştiriyor, d6, Fe6, Vd7, büyük rok yapıyor ve her ihtimale karşı Şb8 de oynuyor. ”Dur biraz – diyor rakibi neredeyse ağlayarak – ben ne zaman oynayacağım”? Gerçekten sözlerimiz nasıl anlaşılır, tahmin edemeyiz.
--------------------------------------------------------------------------------

ÇOCUKLAR ARASINDA

Yaş grupları şampiyonasında, geleceğin büyükustaları 8 yaşında iki çocuk arasında şöyle bir konuşma geçiyor: - Sen birinci olamazsın! - Niçin? – diye soruyor öteki. Kendinden emin:”Çünkü ben bile en çok üçüncü olabilirim” cevabını veriyor küçük.
--------------------------------------------------------------------------------

NASIL DAHA İYİ

Oyun ateşli, kızgın haldeydi. ”Benim de artık harekete geçmem lazım” diye karar verdi piyon ve komşusuna sordu: - Nasıl daha iyi olur? Bir mi,yoksa iki kare ileri mi gitsem? - Tabi ki bir kare! Herkes çok ileri gitmek istediğini söyleyecek. “Evet,doğru” – diye düşündü piyon ve bu arada Fili gördü. - Fil kardeş,benim nasıl hareket etmem daha iyi olur? Bir veya iki kare mi? - Elbette ki iki kare! Aksi takdirde herkes geri kaldığını söyleyecek,dedi Fil. “Evet,doğru” – dedi yine piyon ve Atı gördü. - Nasıl daha iyi olur? Bir mi,iki mi ileri? - Bir ileri elbette! Yoksa Şahı yalnız bıraktı dedikoduların ortaya yayılmasını mı istiyorsun? “Evet,bu da doğru! – diye düşündü piyon ve Kaleyi gördü. - Nasıl daha iyi.....? diye soracak oldu ve o anda oyun bitiverdi. Piyon gibi Kararsız kalmayın!!
--------------------------------------------------------------------------------

BİR İLERİ, İKİ GERİ

Fil ve At, Şahın yanına gidiyor ve oyuna katılmak istediklerini söylüyorlar. -Sen ne yapabiliyorsun? – diye sormuş Şah ,File. Fil tahtanın bir köşesinden öbür köşesine kadar gidip gelerek hünerini göstermiş.” O!Bu uzaklara kadar gidiyor” diye düşünmüş Şah ve File en yüksek dereceden maaş bağlamış. Sonra hünerini göstermek için At çıkmış ortaya.Bir adım ileri,iki adım yana;iki adım ileri bir adım yana gidip gelmiş At. - Hepsi bu mu? diyerek hayal kırıklığına uğrayan Şah, Atı en düşük ücretle kayıtlara geçilmesini emretmiş. Oyuna katıldıktan sonra çok kısa zamanda At, Fil gibi en yüksek dereceden maaş almaya başlamış. - Onu Fil ile nasıl kıyaslayabilirler ? diye hayret etmiş. Kale- Tabi,bunların ikisi de niteliksizdir.Fil hiç değilse doğru gidiyor,çaprazda olsa bile. Bu At ise? Kale,Atın ne kadar büyük bir beceriyle adım ileri,iki adım yana sıçrayarak en önemli taşları nasıl kandırdığını hiç düşünemiyordu.
--------------------------------------------------------------------------------

SİYAH KRALİÇE

Beyaz Şah meraklı bakışlarını siyah Kraliçenin (Vezirin) arkasından gönderiyordu. - Nasıl bir taş ama! Benim olması için neler vermezdim ! - Riskli bir eğlence bu Ekselansları! – diye sesleniyor beyaz Kraliçe – Merak ediyorum, neleri feda edeceksiniz. Şah hemen bir piyon feda etmiş. - Sadece bu mu? Sizin durumunuzda?! Şah,ardından Atı ve daha sonra Kaleyi de feda ediyor. Siyah Kraliçe yapılan her fedayı kabul etmiş. - Kaybetmiyor musunuz, Ekselansları!- diye dalga geçmiş siyah Kraliçe-Buraya kadar kendinizi koruyabildiniz. - Ben hiçbir zaman kaybetmem - diye gururla cevap vermiş beyaz Şah - ben bunun için Şahım! Ve beyaz Kraliçeyi feda ettiği an da geliyor. - Şimdi ben serbestim(hürriyetime kavuştum) ve her türlü olasılıklar mümkündür. Siyah Kraliçe senin korkuların artık kalmadı, seni bekliyorum! – diye Beyaz Şah heyecanla haykırdı. Siyah Kraliçe ise sessiz ve sakin hamlelerle yavaş yavaş hedefine yaklaşıyordu.
--------------------------------------------------------------------------------

BERABERLİK VE ...... İKİ EŞEK

1936 yılında Moskova’da yapılan 3. Uluslar arası turnuvasına Capablanca da katılıyor. Son turda Liliental ile oynayacak. İkisi de aynı otelde kaldıkları için sabah birlikte berbere gidiyorlar. Birinciliği garantileyen Capablanca yan yana otururken, Lilientala sormuş: - Bugün ne yapmak istiyorsunuz? Liliental daha cevap veremeden: - Beraberlik mi istiyorsunuz? - Evet, istiyorum ama nasıl? - Bu çok basit. Dört At açılışını oynarız ve taşları çabuk değişiriz – demiş Capablanca. Oynanmaya başlanmış. Liliental kötü pozisyona düşmüş, fakat Capablanca sözünde durmuş ve oyun beraberlikle sonuçlanmış. Daha sonra Liliental, turnuvada bulunan ülkenin Başsavcısına yaklaşmış ve: - Capablanca’ya karşı oyunumu nasıl buldunuz? diye sormuş. - Evet,bu açılış dört At ve iki eşek oyunu idi! Bu şekilde Başsavcı önceden yapılan anlaşmayı eleştirmiş.
--------------------------------------------------------------------------------

ÇOCUKÇA
Yaş grupları şampiyonası 8 yaş grubunda,turdan sonra maçın analizi yapılıyor.Antrenör : - Yavrum,sen ne zaman At’sız kaldın?Hamleyi mi yazmadın ne? - Hayır hocam,ben piyon hamlesi yaparken At yere düştü.Onu yerden kaldırmak için de zamanım olmadı.

--------------------------------------------------------------------------------

Aynı yarışmada 7 yaşındaki Salih :- Kız bana beraberlik teklif etti.Ben kabul ettim,fakat o şaka yaptığını söyledi.
--------------------------------------------------------------------------------

HAYATTA OLDUĞU GİBİ

Onlar satranç oynuyordu – O ve rakibi. Birden O gülümsedi ve rakibine : - Durumun ümitsiz. Terk et!- dedi. Rakibi duymazdan geldi. İki hamle sonra O daha canlı gülümsedi ve : - Beraberlik teklif ediyorum. Fikrimi değiştirmeden kabul et dedi. Rakibi yine cevap vermedi. İki hamle sonrası O mat oldu. Sonuç – kötü oyunda mayın döşemek de fayda etmiyor.
--------------------------------------------------------------------------------

AĞABEYE MAT

Küçük oyuncular için düzenlenen turnuvada iki çocuk oynuyor. Biri daha büyük 10 yaşında, diğeri ise 6 yaşında. Büyük olan küçüğü devamlı aşağılıyordu. Tahtadaki taşlarla oynarken, kana susamış gibi konuşuyordu: - Ben senin Atını yedim,ben senin Filini yedim, ben senin Kaleni yedim, ben senin 5 tane piyonunu yedim. Küçük hem ağlıyor, hem akis gibi tekrar ediyordu: - Sen benim Atımı yedin, sen benim Filimi yedin, sen benim Kalemi yedin, sen benim 5 tane piyonumu yedin, fakaaat (gözlerini büyük açarak) sen iki hamle sonra mat oluyorsun! Matı yaptıktan sonra, küçük hakeme doğru koşuyor ve hıçkırıklarla ”Ben- ben, kazan-kazandım” diyor. Büyük çocuk ise koridorda ağlayarak annesinin kucağına yığılıyor.
--------------------------------------------------------------------------------

SATRANÇ TARİHİNDEN

1891 yılında ABD’de sakallılarla keller arasında bir yarışma düzenlenmiş. Yarışmayı 14 - 12 skor ile kel olanlar kazanıyor. Kellerden biri şaka olarak:Kellik ve bilgelik ayrılmaz ikilidir” demiş.

--------------------------------------------------------------------------------

1954 Olimpiyatlarında İran takımı, Skandinav ülkelerinden bir takım ile oynuyor. Organizatörler her iki oyuncuya da tabak içinde birer kuru pasta ikram etmişler. Pozisyonu kötü olan İranlı oyuncu pastalardan birini yedikten sonra elini ikincisine uzatmış. Rakibi acemce bilmediği için iki işaret parmağını üst üste çapraz koyarak pastanın ikiye bölünmesi iyi olacağını işaret etmek istemiş. İranlı bunu beraberlik teklifi olarak algılamış, hemen hakemi çağırmış ve beraberliği kabul ettiğini söylemiş.

--------------------------------------------------------------------------------

Büyükusta Gufeld, Fillerle oynamayı tercih eden bir oyuncuymuş. Aynı takımda oynayan kuvvetli bayan oyuncu her maçta Fillerini Atlara değişiyormuş. Gufeld bunu yapmamasını rica etmiş, fakat bayan bildiğini okuyormuş.Sonunda aklına ilginç bir fikir gelmiş ve: ”Tanya, sen hayvanat bahçesine git, orada Fili gör ve bak onu nasıl seveceksin” demiş. Gitmiş Tanya ve döndükten sonra: ”Usta,ben bunu daha önceden bilseydim, herhalde dünya şampiyonu olurdum” demiş.

--------------------------------------------------------------------------------

Şu anda yeryüzünde, bizim dünyada 300 milyon insan satranç oynuyor. Bu en popüler oyundur. Sen de bu insanlara katılmak ister misin? 
Varna 1962
Fischer her yerde dünya şampiyonu Botvinnik’e meydan okuyordu. Karşılaşma başlamadan önce arkadaşları Botvinnik’e, Fischer’in karşısına çıkmamasını öğütledilerse de Botvinnik oynamakta ısrar etti. Botvinnik’in, Smyslov’a karşı hazırladığı ve repertuarına aldığı Grünfeld savunmasındaki bir varyanta girdiklerinde, Fischer tahta başında, hayatında ilk kez karşılaştığı bu düzenlemede Botvinnik ve yardımcılarının gözlerinden kaçan, unutulan bir deliği bularak üstün duruma geçti. Oyun ertelendiğinde Botvinnik’in durumu ümitsiz görünüyordu. O gece Ruslar Botvinnik’i başka bir odaya aldılar. Eski odasında ise Keres’in başkanlığında bir büyükustalar heyeti iki koldan analiz yapmaya başladılar. Sabaha karşı büyükusta Geller, kurtarıcı varyantı buldu. Sabahleyin durumu Botvinnik’e rapor ettiler. Oyun beraberlikle bitince Fischer’in hali seyredilmeye değerdi.


Schlechter'in Küçük İncisi (?)
Aşağıdaki oyunla birçok yerde karşılaşabilirsiniz:
K. Schlechter - I. Perlis Carlsbad 1911, Slav Savunması
1.d4 d5 2.Af3 Ff5 3.c4 c6 4.Vb3 Vb6 5.cd5 Vb3 6.ab3 Fb1 7.dc6 Fe4 8.Ka7! Ka7 9.c7 1-0
Schlechter'in bir küçük incisi öyle değil mi? Ne yazık ki değil. Çünkü oyun gerçek değil. Son iki hamle Siyah 7..Fe4 oynasaydı ne olurdu yolunda bir nottan alınmış! Gerçek oyunda Siyahın hamlesi 7..Ac6. Gene Schlechter kazanmış ama 38 hamle sonra.
[Kaynak: Chess dergisi, Irving CHERNEV]
Marshall'ın Düşen Kalesi
Marshall'la Esser arasında 1911'de Amsterdam'da yapılmakta olan maçın bir oyununda Beyaz Şd1 oynayınca Marshall keyifle pürosunu yaktı. Bu sırada kalelerden birisi yere düştü. Kimi izleyiciler masanın altına eğilirken Marshall'ın şöyle dediği duyuldu: "Önemli değil, zaten gerek de yok!" ve ...c3 oynadı. Rakibi bir an düşünüp sonra da terketti.


N.N.
Bazı iddialara göre N.N. = Nomen Nescio = ismini bilmiyorum, tarih yazarlarına göre de <<Eski Roma Hukuku>> anlayışına dayanarak N.N. = Numerius Negidius = ödemeyi reddeden sanık anlamına geliyor.


Bulabilir misiniz?
Bir dahaki kez biriyle satranç oynamaya oturduğunuzda taşları dizdikten sonra şah kanadındaki beyaz ve siyah atları oyundan çıkarın, Siyah'ın vezir-erini iki sürün ve rakibinize sorun: Karşılıklı dört hamle sonunda bu durum nasıl elde edilir?
Çözümü önce kendiniz bulmaya çalışmayı ihmal etmeyin. Ama bulamazsanız da üzülmeyin. Çözüm aşağıda:
Mortimer'in bir problemi: 1.Af3 d5 2.Ae5 Af6 3.Ac6 Ad7 4.Ab8 Ab8


Karakter ve Galibiyet
Genç Karpov, eski kurtlardan Petrosian ile bir maçında sakin süren bir mücadelenin sonunda ağır bir yenilgiye uğrar. Maçtan sonra Petrosian'a sorar: "Ben bu partide hatasız oynadım. Nasıl oldu da sana yenildim?" Petrosian cevap verir:
"Tekniğin mükemmel. Ama karakterini güçlendirmen lazım."

Tamam mı, devam mı?
1974 Nice Olimpiyatlarından ilginç bir oyun (Midjorn - Scharf):
1.e4 e5 2.Af3 Ac6 3.Fc4 Fe7 4.d4 ed 5.c3 dc 6.Vd5 Terk ??
Neden mi çift soru işareti? Çünkü 6..Ah6 7.Fh6 0-0 8.Fc1 Ab4 9.Vd1 c2 ve Siyahın durumu daha iyi! (Kaynak: Nice 1974, The Chess Player No. 181)

<<Satranç öyle bir deryadır ki, içinde sivrisinek yüzebilir. Fil yıkanabilir.>>
Hint Atasözü
Bir büyükustanın bir yarışmada harcadığı zihinsel enerji ve ulaştığı konsantrasyon düzeyi inanılmaz boyutlardadır. 40-50 masa ile körleme oynayan, daha sonra herhangi bir oyunun istenen hamlesindeki taş sıralamasını eksiksiz dizebilen ustalar görülmüştür.Açılışta yapılan küçük bir hatadan bir dünya şampiyonu nasıl faydalanır? Bu sorunun karşılığını dünya şampiyonu olarak satranç tahtasının başında hayata veda eden Alekhine'den öğrenebiliriz:
Alekhine - Navarro, Madrid 1940
1.e4 c6 2.Ac3 d5 3.Af3 de4 4.Ae4 Ff5 5.Ag3 Fg6? 6.h4 h6 7.Ae5 Abd7 8.Ag6 Fg6 9.d4! e5 10.Vg4 Vf6 11.Fe3! Age7 12.Ae4! 1-0